Yaşamak vardı hani | Gazi TV

Yaşamak vardı hani

Bu haber 06 Ağustos 2013 - 14:12 'de eklendi ve 4 views kez görüntülendi.
Yaşamak vardı hani

Aile ve Politikalar Bakanlığı, Şehit Yakınları ve Gaziler Daire Başkanlığı personellerinden psikolog Sn. Ali Şefik DENİZ’in aile.gov.tr resmi internet sitesinde yayımlanan duygu yüklü yazısını sizler için yayımlıyoruz.


Hani sevgiyi ve güçlüğü daha bir öğrenmek vardı. Daha bir öğrenmek vardı hayatı hani. Yaşamak Vardı Hani…


Bir şiirimde üç kez “Yaşamak Vardı Hani” diyorum. Evet, üç Yaşamak Vardı Hani. Birisi aşktı, mutluluktu, gülümsemeydi bir zaman…

Diğeri ölümdü, acıydı, olmamaydı, yaşanmamaydı ya da olmasaydı, yaşanmasaydı denendi. Öteki ise onurdu, gururdu, mücadeleydi durmadan ya da gökyüzüne yükselen bir yardım çığlığıydı usanmadan.


Hani çocukluğumuzda bize anlatılan bir su perisi masalı vardı. Su perisi sevgi doluydu. Herkesin yardımına koşardı. Hatırlayın saçları bukleli, o zeytin gözlü küçük kızı, başında babasının asker şapkası, elinde elma şekeri olan minik oğlanı, üzerinde kırmızı tayyörü ile etrafına gururlu gözlerle bakan anneyi, anılarını buğulu gözlerle paylaşan şehit eşini… Su perisi neredeydi? Gelecek miydi?


Hatırlayın, hani birimiz Ayşe’yi, birimiz Aslı’yı, birimiz de Tolga’yı dinlemiştik ya…  Sevgili Ayşe, elinde kaneviçe işli bir mendil, dik duruşlu, keskin bakışlı yiğit Anadolu kadını… Mehmed’ini  arıyor. Sevgili Mehmed, seni hiç unutmayacağız. Bir anda  yanı başında beliren  şarapnel parçası karşısında ne yapabilirdin? Aklından Ayşe’n ve biricik oğlun Onur geçiyordu belki… Üzülme, onlar emanetindir bizlere…


Ben Aslı’ya çiçek olmayı, yıldızlara umutla bakmayı öğretmiştim. Babası Aydın, Emniyet Müdürlüğü’nde görevliydi, yaralı dönmüştü operasyondan. Ne kadar da duygusaldı, iyi yürekliydi. Artık yılmazlık vaktiydi. Ömürde bunu da yaşamak vardı. Şimdilerde küçük bir dükkan açmış kendine. Orada ortez, protez araçları satıyor ihtiyaç sahiplerine… Sevgili Aslı unutma sen bir Gazi kızısın. Babanın  yolundan gidecek, yarınlara gülümseyerek bakacaksın. Daima inanacak ve başaracaksın…


Sevgili Nihat Dedemi, Nazlı Ninemi de hatırlayın. O asil insanları… Ne kadar metindiler. Rahmetli dedem de öyle söylemişti: “Metin ol Ali, metin olmak sağlam, güçlü olmaktır.” Metanetini bu kadar koruyabilir mi insan? Minik Tolga, ellerine sarılmıştı, sımsıkı hiç bırakmamacasına… Ona kağıttan şapka ve uçak yapmayı öğretmiştin. Tolga senden uçurtma yapmayı da öğretmeni istemişti. Sen de Tolga’dan bir ömür boyu kendine güvenmesini… Uçurtma gökyüzüne daha bir yükselir güzün. Umarım Tolga da hayatta yükselir, başarır ve daima kendine güvenir…


Peki ya bizler su perileri olabildik mi onların? Onlarla paylaşabildik mi hayatı ve yaşayabildik mi onuru? Aşabildik mi sorunları, sorunlarımızı? Belki evet, belki de hayır… En azından çabaladık. Belki de başardık onları anlamayı…

 

Sevgi, acı, sevinç… Gurur, şefkat ve vatana sadakat… Ne çok duygu vardı… Ne çok yaşam öyküsü… Ne çok anı… Yaşamda bu değil miydi önemli olan? Ardından güzel bir iz, bir isim bırakabilmek… Onların isimleri yüreklerden silinmez… Hatıralarına hürmet ödenmez…
Yaşayan, çeken bilir derler hani, artık yüreklere o kadar kazındı ki bu acı, bence hisseden de bilir yüreğinde… Her ne kadar yazmaya çalışsam da bir şeyler hep eksik kalacak. Sanırım onları, şu an yanağımdan süzülen birkaç damla gözyaşı dolduracak.
Bu onurlu çabayı gösteren herkese şükranlarımı sunuyorum. Allah yardımcınız olsun. Çalışma arkadaşlarıma özel teşekkürlerimle…
Bir daha böyle acı haberler yaşanmaması dileğimle…

 

Ali Şefik DENİZ

Psikolog

 

Kaynak: http://sehityakinlari.aile.gov.tr/tr/23546/Baskanligimiz-Personelinden-Bir-Yazi

Yorumlar

Yorumlar