Teröre Siyaset Kıyağı | Gazi TV

Teröre Siyaset Kıyağı

Bu haber 11 Mart 2013 - 8:49 'de eklendi ve 4 views kez görüntülendi.
Teröre Siyaset Kıyağı

Sitemiz köşe yazarlarından görev Gazimiz Sn. Hikmet KANLI’nın köşe yazısını sizler için yayımlıyoruz.

 

1984 yılında pkk terörü başladı ve 98’de öcalan yakalandı. Neden idam edilmediğini, zamanın siyasi partilerinin kurduğu, ülkeyi yöneten hükümet üyelerinin bazıları, şimdi bir takım sebepler öne sürerek temize çıkmaya çalışıyorlar. Bu gün yönetimde olanlar da, faydasından çok zararı olan küreselleşmenin sonucu olarak, o zaman kaldırılmış idamı şimdi geri gelsin mi? diye soruyorlar, geçmiş olsun arkadaş, demir tavında dövülür sözünü hatırlayın lütfen.

 

Ben kendimi bildim bileli anlayamadığım, şu ”insan haklarının”vatan savunması, millet bekçiliği, huzur güvenin tesisi görevini yapanların, katledilmelerinde, güvenlik güçlerinin şehit, gazi, sivil vatandaşların TÜRK, KÜRT, LAZ, ÇERKEZ vb. demeden, terör kurbanı olduğu ya da sakat kaldığında ortalıklar da olmamasına, olsa da çok küçücük gündemde tutulmasına, ayrıca legal olmayan yollardan, terör örgütünde bulunup, cinayetler işleyenlerin, güvenlik güçleriyle giriştikleri çatışmalara, kendilerince savaş diyen, kendilerini gerilla diyerek, işledikleri insanlık suçlarına, cinayetlere kılıf uydurarak, uluslararası alanlardaki akil olduklarını zanneden kişi ve kurumları bile inandırmaya çalışıyorlar ve bazılarını inandırıyorlar. Araştırılsa silah ya da uyuşturucu trafiği mensuplarıyla ilişkide olanlardır büyük ihtimalle. İnsanlık tarihinde keşfedilmiş en önemli kazanım olan ”yaşam hakkı”devlet olmayı akıl eden insanın, yasalarla güvence altına aldığı, en önemli, vazgeçilmez haktır.

 

Görev başında, işinde, aşında, yolunda yürürken, kurşunlanacak, bombalanacaksın, gerekçen toplumda hiçte rağbet görmeyen, etnik, bölgesel, dini, dili bahane ederek, suçsuz, günahsız, güvenlik güçlerini, kundaktaki bebeleri, yolda evine, işine, ekmeğine, aşına koşturanları canından edecek, arkasından bunu yapanların cezalandırılmasına insan hakları diye gerekçelerle kurtarmaya çalışacaksın. Yok öyle, üç kuruşa beş köfte, suç varsa ceza olacak, iki kere iki dört elde var hak, hukuk, adalet. Birinin canına kıyma cezası derecesine göre cezasını çekmeli, bu herkes için geçerli olursa anlamlı olur, imtiyaz adalet anlayışında yer almamalıdır. Şimdi bu adam, başbakandan esinlenmiş konuşuyor diye düşünenler çıkabilir, ancak şunun bilinmesini isterim, güneş balçıkla sıvanmaz. Birebir o dönem iş başında olacaksınız, bu gün kalkıp vatanı bölüyorsun, terörle müzakere ediyorsun suçlamalarını yapacaksınız… Bari bunları söylerken kendine ve siyasi anlayışına dönük bir öz eleştiri de yap,”o zaman hataya düştük, olmamalıydı, pişmanlık duyuyorum ya da duyuyoruz” deyin, konuya yaklaşımınızdaki samimiyeti ortaya koyarak, kendinizle çelişkiye düşmeyin. İnanın küçülmez, aksine büyürsünüz. Öncesinde de vardı, ancak bu pkk nın ki terör olmaktan da çıktı, resmen sözde kürt hakları diyerek kürt, türk, laz, çerkez, alevi, sünni, bebek, yaşlı, kadın, asker, polis demeksizin insan cellatlığına dönüştü. Şimdi yazacaklarımın bugünün ve bugünlere kadar ola gelmiş siyasi anlayışların bariz sonuçları olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ben o partiden, bu partiden olmadığımı daha önceki yazılarımdan birinde de ifade etmiştim, tekraren ifade edeyim, ben partili olamam, partiler üstü düşünüyor, yaşıyorum. Sadece kanunlar gereği vatandaşlık görevimi yapmak üzere sandığa gider, ben de diğer vatandaşlar gibi en iyi kandıranlardan birine oy veririm, bana vekillik etsin, oy aldıklarına hizmet versinler diye. Bilimsel veri olarak aynı kutupların birbirini ittiğini düşünürsek, siyasi partilerde aynı kutuptanlar ki bir birlerini hep itip kakıyorlar, onun için mi durmadan kavga halindeler diye sorası geliyor insanın.

 

Kendimi bir ideolojik görüş kalıbının içine sığdıramayacak,hapsetmeyecek,kaderini bir liderin iki dudağı arasından çıkacak sözlere bağlamayacak kadar özgürlük düşkünü, insan sevgisi, saygısını siyasi menfaatlere, kişisel çıkarlara, mevki ve makam hevesine kurban etmeyecek kadar tokum. İnanın insanın kendinden bahsederken, böylesi açıklamalarda bulunma ihtiyacını hissetmesi bile zul’dür. Çünkü sen o’cusun,bu’cusun demeyi marifet sayıp, taraftarlarına gaz verenlerin etkin silahlarından biri ve gazaplarına uğrama tehlikesidir bu. Şifası olmayan hastalıklı düşüncelerin ürünü, insan görüntüsünde, ancak insanlıktan zerre kadar nasiplenmemiş canavarlardan teşekkül eden terörün,bugünlere kadar aldığı canlara yeter demenin zamanı gelmesine rağmen, ülkemin akil insanlarının da hala birbirlerini suçlayıcı, aşağılayıcı tavırları nerdeyse bu belayla mücadele etmeyi bırakıp, birbirleriyle didişmeleri yok mu ya. Bırakın arkadaş birbirinize laf yetiştirmeyi, çözüm üretin, siyasi ikbal, terfi, bireysel çıkar değil, İnsan, Vatan, Allah aşkına verin hizmet ve mücadelenizi.

 

Samimiyet; pek çok sorunun çözümüdür, samimi olalım. Bize düşen görevlerde de bilin ki; bu günlere kadar yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatı olacaktır.

 

Aklıma gelmişken yazayım; şu siyaseti mevcut durumundan kurtarma yolları da aranmalı. Çünkü bu alan güven vermeyen, kavga etmekten, hakaretten, çıkarların çatışmasından başka işlevi olmayan, acayip bir, para,mal,mülk,makam sahiplerinin savaş meydanı haline gelmiştir. Milletin vekilleri istedikleri kadar şiddete karşı olduklarını söylesinler, kendileriyle çelişiyorlar. Meclis televizyonunda izlediğimiz kavgalar çelişkilerinin canlı ispatıdır.”Kılıç kında durmuyor”teknolojiyle beraber  göremediğimiz çok şeyi,”şapka düştü,kel göründü”misali görüyoruz artık.Siyasetin içinde,dışında gören gözlerin,duyan kulakların inkar edemeyecekleri gerçeklerdir bunlar. Yine her daim yazılarımda sıkça vurguladığım üzere, yazdıklarım bütünü kapsamıyor, yani ”yarası olan gocunur” diyorum. Her yeni günün, bu günümüzden daha huzurlu, mutlu, umutlu, her anlamda daha sağlıklı olması dileklerimle, Esen Kalın. Saygılarımla.

Yorumlar

Yorumlar