Şehit Oğlundan Yürek Dağlayan Mektup | Gazi TV

Şehit Oğlundan Yürek Dağlayan Mektup

Bu haber 30 Kasım 2012 - 15:33 'de eklendi ve 4 views kez görüntülendi.
Şehit Oğlundan Yürek Dağlayan Mektup

Şehit Oğlu Fehmi KESKİN sitemize Başbakanımıza göndermiş olduğu mektubu iletti. Yürek dağlayan bu mektubu sizlerle paylaşıyoruz;

 

                        Sayın BAŞBAKANIM,



Sayın Başbakanım size böyle hayal kırıklığı ve üzüntü içinde bir mektup gönderdiğim için üzgününüm. Ben Hakkari’nin Yüksekova ilçesinden Şehit Azizhan Keskinin oğlu Fehmi keskin Allah devletimizden ve sizden razı olsun şimdiye kadar bizi hiçbir Allahın kuluna muhtaç etmediğiniz için bizi muhtaç etmediniz lütfen etmeyiniz de babamı kaybettiğimde 1 yaşındaydım babamı değil görmeyi yüzünü bile hatırlamıyorum. Değil baba sevgisi baba şefkati baba demesini bile bilmedim, çünkü babam hiç olmadı , sanki hiç hayatımda olmamış gibi  sanki öyle biri yokmuş  gibi annem de babam da sadece annem oldu sadece anne demeyi öğrendik ve sadece anne dedik şu hayatımızda.   




Allah ondan binlerce kez razı olsun.  Bizi tek başına ve onca sıkıntı dert kedere rağmen bizi bırakmadı bizi büyüttü bizi bu yaşımıza getirdi ve bu yaşımıza getirene kadar o kadar sıkıntı çekti ki bu sıkıntıları anlatmaya başlasam 100 sayfa bile yetmez. Annem bu zorluklar sıkıntılar içinde bizi büyütmeye çalışırken amcalarım eşleriyle çocuklarıyla sefa halindeydi. Mutluluk içindeydiler biz ise kendimizi yalnız hissediyorduk çünkü yalnızdık. Her ne kadar yalandan gülsek bile içimizde bitmeyen sönmeyen bir acı vardı sürekli, bir yalnızlık vardı bir güçsüzlük vardı. Okulda herkes benim babam şu işi yapıyor bu işi yapıyor dediğin de benim içim acırdı ben sessizce izlerdim dinlerdim sıra bana geldiğinde ben de  babam yok derdim. Okul toplantıları olurdu amcalarım çocuklarının toplantılarına giderdi benim toplantılarıma kimse gelmezdi, annemin gelmesini ise istemiyordum çünkü annem Türkçe bilmiyordu. Annem çok yıpranmış bulunduğu yaşın 10 üzeri gösteriliyor daha kendisi küçükken tek başına iki çocuğa bakmak büyütmek o kadar çok zordu ki ve annem o zorluklarla tek başına mücadele ediyordu. Amcalarımın hepsi kendilerine çocuklarına ev yaptılar ama annem yapamıyordu yapamadı tek umudu ağabeyimin ve benim iş sahibi olmamdı iş sahibi olduktan sonra el birliğiyle başımızı sokacağımız bir ev yapacaktık. Şu an başımızı sokacağımız bir evimiz bile yok kaldığımız ev ise dedeme ait geçici süreliğine kalıyoruz. Şehit yetimlerinin evsiz olması başını sokabileceği bir evi olmaması o kadar günah o kadar kötü bir durum ki bu durumdan herkes memnun rahatsız olan kimse yok Şehit yetimlerinin evsiz olması yalnız olması kimsenin umurunda değil ve olmuyor da, Bizim yanımızda olmayan insanları sevindiriyorsunuz şu an, beni aç bırakıp amcamı tok diyorsunuz birinci iş imkanından ağabeyim yararlandı ikincisi çıkacak diye sabahlara kadar annem dua ederdi. Çıktı ama   ben yararlanamıyorum beni yalnız bırakan bana sahip çıkmayan insanlar yararlanacak, bu beni annemi ve ağabeyimi o kadar kötü etti ki üçümüz yan yana gelip sabaha kadar ağladık ikinci iş imkanının çıkmasına sevinmişken dua etmişken ağlama durumuna geldik. Annem ağabeyim Ankara’ya geldiler sırf devlet büyüklerinden biriyle görüşmek derdimizi anlatmak için ama görüşen kimse olmadı. İç işleri Bakanı içerde iken burada değil deyip geri gönderdiler. Ömer bey derdimizi dinleyecekti o da adam yerine koyup takmadı bile dilenci yerine koydular dilenci sandılar Cumhurbaşkanlığından aradılar görüşmeniz kabul edilmiş diye haftaya görüşebilirsiniz dediler annem ağabeyim bir hafta beklediler belki görüşürler diye heyecanla istekle görüşmeye gittiler meğer ki Şehit ailelerinden sorumlu Cemil Antalyalı ile görüşecekmiş o da başından savdı Şehit çocuğunu ve şehit eşini on gün kaldılar sırf derdini biriyle görüşmek için ama derdimizi dinleyen takan kimse olmadı Gençlik ve Spor Bakanı Danışmanı Rasim ARI hariç, Annem şimdi de ona çok dua ediyor çünkü sıcak bir şekilde karşılayan sadece o olmuştu sadece o takıp derdimizi dinlemişti. Bakanımız Suat KILIÇ yerinde olsaydı görüştürürdü annemi ağabeyimi bundan emindik. Size emanet olan devletimize emanet olan şu yetimleri üzmeyin mağdur etmeyin yetimlerin hakkını kimseye de vermeyin yetimleri yalnız bırakmayın yetim hakkını yemek o kadar günah ki tahmin bile edilemez ve bir yetimi sevindirmek o kadar sevap ki sevabı ölçülemez bile. Tekrardan size böyle bir mektup yazdığım için çok üzgününüm Allaha emanet olun.


30.11.2012

Yorumlar

Yorumlar