Şehit Diplomatı SGK Vazife Malulü Saymıyor!

Şehit Diplomatı SGK Vazife Malulü Saymıyor!

05/01/2014 0 Yazar: Gaziler Net
Şehit Diplomatı SGK Vazife Malulü Saymıyor!

ALİ MANGAOĞLU 11 Mart 1993’te Din ve Sosyal Ateşesiyken Almanya’nın Hamburg kentinde menfur bir olay sonucu sivil bir Alman polisince vurularak Şehit edildi. Devlet şehit törenleri düzenledi. Başbakan,bakanlar cenazeye geldi. Bir sürü sözler verildi. Fakat o dönemden bu yana SGK skandal bir şekilde ALİ MANGAOĞLU’nun şehitliğini tanımamaktadır. ALİ MANGAOĞLU’nun oğlu Hakan Kürşat MANGAOĞLU bu duruma isyan etmektedir. Aşağıda Şehit oğlu Hakan Kürşat MANGAOGLU’nun mesajını sizler için yayımlıyoruz.

ŞEHİT OĞLU HAKAN KÜRŞAT MANGAOĞLU’NUN MESAJI:


Benim babam olan ALİ MANGAOĞLU 11 Mart 1993’te Din ve Sosyal Ateşesiyken Almanya’da Hamburg’da bir sivil Alman polisince öldürüldü.Babam dışında bir Alman vatandaşı daha öldü.Güya ölen Alman vatandaşın babam görevini yapmak üzere  geçtiği sokakta saldırmasıyla başlıyor ve daha sonrasında babam silahını alıp  çekip vuruyor  ölen Alman vatandaşta da silah çıkıyor. Bu ölen Alman vatandaşı  güya Wiasmar kentinden o gün Hamburg’a ilk defa gelmiş bir inşaat işçisi. Daha sonra güya babamla ölen Alman vatandaşın boğuşması esnasında babamı bu ölen Alman vatandaşın üzerinde 1 tane sivil polis görüyor ve teslim olması yönünde havaya uyarı ateşi açıp ve birden 3 tane sivil polis  garipçe ortaya çıkıyor ve babam bunların da kendisini vurcağını düşünecekken güya onlara silah çekiyor ve içlerinden bir sivil Alman polisince vuruluyor.Tabi bunlar kesin değil vuran polislerin iddaaları. Bu olay Türkiye’de 1 ay haber oldu. Olay zaten karanlık ve zor bir konu. Bu olayda kimse ceza almadı. Herhangi bir mahkeme safhası olmadı. Fakat babamın kurumunca bizzat şifahi olarak görevlendirildiği ve onun etkisi sebebiyle bu olayın meydana geldiğini SGK’ya sunsakta SGK tam tersini iddaa ediyor ve babamın o gece orada neden bulunduğunu, görevinin neden ve etkisiyle bu olayın meydana gelmediğini yani babamın kafasına göre o bölgeye gittiğini yani suçlu pozisyonda olduğunu iddaa ederekten şehitliğini kabul etmemektedir.Babamın bizzat kesinlikle masum olduğunu ve ateşeliğinden ötürü öldürülmesi gerektiğini ispat etmem gerektiğini 2011 yılında SGK Kamu Görevlileri ve Dairesi Başkanı söyledi.Böyle SGK içinde ne bir iç tüzük ne de 5434 sayılı kanunun içinde böyle bir madde var kaldı ki görevini gerçekleştirmek üzereyken bu olay başına geldi ve  yabancı bir ülkede bana da biri gece saldırsa görevime yapmak üzere o esnada neler yapacağımı bilemem. Babamın olayı gece saat 01.00-02.00 arası meydana geldi.Ramazan ayının 18. günü ve sahur vakti yaklaştığı için bölgedeki camileri,dini gelişmeleri vs. denetlemeye gidiyor  ve ayrıca yurtdışında ki diplomatlar gece gündüz farketmeksizin görevleri başındadırlar. Ve dolayısıyla bu kapsamda az sonra aşağıdaki kanun maddelerini incelediğinizde babamın vazife malulü sayılmaması bir diğer deyişle şehit sayılmaması çok büyük yanlıştır. Aşağıda az sonra okuyacağınız malullük kapsamları 5434 sayılı emekli sandığı kanunun vazife malullükleri 45. maddesi a) ve b) bentlerinde istenen şartları taşımasına rağmen SGK  babamı 48. madde kapsamında değerlendirip  bizi mağdur etmektedirler. Öncelikle babamın vazife malulü sayılması için durumu 2453 sayılı kanunun 1. maddesi a) fıkrası kapsamına girmekte   ve sonrasında 5434 sayılı emekli sandığı kanunun vazife malullüğü şartlarının 44. ve 45. madde kapsamında değerlendirilip vazife malulü sayılıp sayılmadığına karar verilmektedir.Babamın Almanyada ki savcılık dosyası üzerinden aleyhindeki şartlar ele alınarak 5434 sayılı kanunun 48. madde şartlarında değerlendirilip kurumun bizi   2330 sayılı nakdi tazminat ve aylık bağlanması yönündeki kanun kapsamında ele almayarak vazife malulü(şehit) saymamaktadırlar.

Bu bağlamda babamın vazife malulü sayılmaması çok büyük bir hukuksuzluk ve adaletsizlik. Bu bağlamda kanunları incelediğimizde;


YURT DIŞINDA GÖREVLİ PERSONELE NAKTİ TAZMİNAT VERİLMESİ VE AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUN(2453)

 

         Bu Kanun;


          a) Yurt dışında sürekli görev veya her türlü geçişi görev nedeniyle bulunan Türk uyruklu kamu personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) yurt dışında maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölen, engelli hâle gelen ya da yaralananları,


         


        Kapsar ve bunlar hakkında 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.


 

 

5434 SAYILI EMEKLİ SANDIĞI KANUNU 

 

Vazife malulü sayılma ve yararlanma şartları (Kamu Görevlilerinin Tahsis 

Yardımlarına İlişkin Tebliğ)

 

Malullük Kapsamları

 

Madde 45 – 44 üncü maddede yazılı malullük;

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;

b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden

c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);

ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;

 

Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife malulü) denir.

 

Madde 46 – 44 üncü maddede yazılı malullük 45 inci maddede gösterilenler dışında kalan sebep ve hallerden doğmuş olursa (Adi malullük) ve bunlara uğrayanlara da (Adi malul) denir.

 

 Madde 48 – Vazife malullükleri:

a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan;

b) Kanun,tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan;

c) Yasak fiilleri yapmaktan;

ç) İntihara teşebbüsten;

d)Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından;doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında(Adi malullük)hükümleri uygulanır.


 

Babamı  45. madde kapsamında değerlendirmeyip SGK babamı  tahminimce 48. madde d) bendinde değerlendirerek adi malul bile saymadan direk emekliye ayırmışlar ve çok büyük bir şerefsizlik. Halbuki 46. madde diyor ki 45. madde dışında ölenler adi malül sayılmaktadır fakat o bile uygulanmamış. Babamın Diyanet ve Başkonsolosluk tarafından bizzat şifahi olarak görevlendirildiği ve akabinde o bölgedeki camileri Ramazan dolayısıyla denetlemeye gittiğini ekteki belgelerle göreceksiniz.Ve bu belgeler 45. maddedeki babamın vazifesini yapmaya gittiğini belirtmektedir. Nitekimde öle yaptı ve ordan geçmek üzereyken bu olay meydana geldi.Evet o vazifeleri olmasa ve babam kafasına göre çıkıp gitseydi bu olay meydana gelseydi evet vazife malulu(şehit) denilmeyebilirdi..Fakat öncelik olarak kanunun 45. madde a) ve b) bendi  şartları tamamen babama uyuyor ve üstüne üstlük yazılı vazife malullüğü diyor..a) bendine göre babamın vazife belgeleri yani vazifesini gerçekleştirmek üzere gittiği esnada bu olayın gerçekleştiği somut bir şekilde açıktır.Sonuç olarak SGK vazife malullüğü tespit kurulu olayın nasıl olduğuna ve babamın haksız olarak öldürülmesi gerektiğine veya babamın Almanı neden öldürdüğüne bakmamalı,baktığı takdirde bile babama Almanın saldırdığını gözönünde bulundurmalı ve akabinde sivil polisi saldırgan zannedip silah çekip  polis tarafından meşru müdafaa şeklinde vurulmasını babamın aleyhinde olarak değerlendirmesi büyük bir yanlıştır. (babamın silahı ateşlediği ve elinde olduğu şüpheli çünkü cinayet dosyasında ellerinin adli tıp  tarafından temiz olduğuna dair almanca soruşturma dosyasının 108. sayfasında bilirkişi raporu var.)Çünkü babamın bu vazifesi olmasa ne bu olay nede diğer Alman genci belkide ölmeyecekti.Çünkü Alman polisi ve Savcılığı bu olayı kesin olarak sonuçlandıramadı.İlk aşamada babamı diğer ölen almanı öldürmekle zanlı ve  polisi öldürmeye teşebbüs etmiş olarak değerlendirmişler fakat ilerleyen tarihlerde  1995’te bu dosya  babamın suçlu veya alman polisinin haklı olduğu yönünde sonuçlanmayarak dosya kapatılarak takipsizlik kararı verilmiş.Ve bildiğim üzere bir kamu görevlisinin görevi başındayken silahlı,bombalı vs. şeklinde ölümünün belirsiz olması halinde ölümü 5 yıl içinde aydınlanmaz ise şehitliği tescil edilir die biliyorum..Benim babamın olayıda hala çözülmedi ortada babam hakkında aleyhinde kesin bir mahkeme kararı yok.Ortada tek gerçek babamın silahla görevini gerçekleştirmek üzereyken çıkan bir hadise üzerine ölmesi gerçeği var.Ve ne yazık ki  bu olayın çözülmesi çok zor.Çünkü olayın siyasi boyutları var..Alman devleti  kendini koruyor.. Ayrıca olayın adli boyutunu aydınlatmak için yaklaşık 7 senedir mücadele veriyorum.Olayın görgü tanıklarını buldum kesinlikle babamın kasti şekilde öldürüldüğünü ve ölen Alman vatandaşında Alman polisince vurulduğunu gören şahısları orda bulunan Avukata sevk ettirdim.Buna benzer yeni şeyler ortaya çıkarttım.Fakat yinede orada bu olayın dava açılması  zor gözüküyor.Çünkü Alman devleti buna benzer olayları örtbas etti.

 

Babam 89-93 arası orada bir çok kahramanlıklar yaptı.Çünkü ne Başkonsolos ne Diyanet babamın kendini öldürme niteliğine kasten olduğunu değerlendirseler idi bu kurumlar babamın şehit sayılması yönünde belgeler vermezdi.Demek istediğim babamın böyle bir görevi kapsamında bu olay başına geldi. SGK’nın bu tür konularda bir kamu görevlisinin görevinden ötürü silahlı bir ölüm olayının olmasına  bakması yeterlidir.Babamın görevi olmasa benim babam orda olmayacaktı bunun özellikle dikkate alınması gerekir ve SGK’nında bunu dikkate alması gerekiyor.Biz gerçekten ailece bir çok haktan mahrum kaldık.Benim babam silahla kurşunla öldü.Bir trafik kazası,intihar yada keyfi işlerinden ölmedi.SGK’nın böyle nitelendirmesi çok büyük yanlış.Ve bu olay o dönem başbakana kadar gitmiş bir konu.Benim babam 1989-1993 arası 4 yıl boyunca görevini fazlasıyla başarılı şekilde yaptı ve ne yazık ki dönmesine 2 hafta kala böylesine karanlık bir cinayete kurban gitti, 4 yıl orada halk tabiriyle efsane görev yapmış birisidir orda ki MÖLN, SOLİNGEN gibi Türk ailelerinin kundaklanmasında bir çok yürüyüş, toplantıyı bizzat organize ettiği bilinmektedir. Bunlara rağmen SGK şehitliği çok görüyor. Bu devlete hizmet etmenin karşılığı bu mudur yoksa kaçakçı olup veya dağa mı çıkmamız gerekiyor? Uluderede öldürülenlere 120 Bin lira tazminat verildi. Öldürülmeleri tabiki de doğru değil fakat elmayla, armut iyice karıştırıldı. Bizi devlete düşman ettiler. Bu konuyla ilgili olarakta dava açtık. Davamız mahkemenin çelişkili bir kararıylada reddedildi ve şu an Danıştayda. Fakat artık Danıştay nasıl bir karar verir bilmiyorum.


 Zaten babam durumunda olan kimse yok SGK’ya ciddi bir yük getirmemekle birlikte faydalanamadığımız haklardan ciddi şekilde zarar görmekteyiz.(iş Hakkı,ücretsiz seyehat kartı,faizsiz kredi)bunlar benim ve annem için öncelikli şeylerdi. Zaten benim sahip olduğum Haklar 2014 Nisanda sona erecek bir faydasını göremeyeceğim bir tek geriye annem kalıyor. Önemli değil bugüne kadar nasıl devam ettimsen yine devam ederim fakat Nasıl Afyonda ki patlamada şehit olan Askerleri öncesinde şehit saymayarak vazife malülü kanunun kapsamında düzenleme yaparak saydılarsa benim babamın durumu da artık düzeltilmeli.. Bu yanlışa bir son verilmelidir. SGK incik, boncuk meselelerle uğraşmaktadır. Biz ne yaptık bu ülkeye? 20 senedir babasız bir şekilde hep kendim okudum,çalıştım.24 yaşındayım üniversiteyi burslu okuyorum. Herşeyimi kendim aldım. Kimseden yardım almadık. Bir şehit çocuğu olarak şunu söylüyorum ne bir iş hakkı, ne bir ücretsiz seyehat  kartımız, ne de başka bir hakkımız verildi.Tüm şehit yakınlarına sesleniyorum lütfen artık herhangi bir  en ufak şeyde fırsatçılık yapmayınız.Çünkü bizim doğru düzgün ne bir maaşımız ne de diğer haklarımız verildi.Ve son olarak bize bunu yaşatanlara ailece 2 cihanda hakkımızı helal etmiyoruz. Bu durum devam ettiği müddetçe yazıklar olsun..yazıklar olsun..yazıklar olsun…


Ekteki dosyalardan merak edenler için babamın şehitlikle SGK’nın ve mahkemenin kararlarına bakabilirler.Babamın facebook sayfası Ali Mangaoğlu ordan albümlerden gazeteleri ve olayla ilgili bazı belgeleri detaylı olarak bakabilirsiniz.


https://www.facebook.com/ali.mangaoglu


Saygılarımla,

Hakan Kürşat MANGAOĞLU

Şehit Oğlu

 

Yorumlar

Yorumlar