Rütbeli Ordu Vazife Malulleri Dava Yoluna Giderse Kazanır | Gazi TV

Rütbeli Ordu Vazife Malulleri Dava Yoluna Giderse Kazanır

Bu haber 17 Kasım 2013 - 9:11 'de eklendi ve 0 views kez görüntülendi.
Rütbeli Ordu Vazife Malulleri Dava Yoluna Giderse Kazanır

Gazi Yzb. Sn. Oktay YANIK’ın aylık zamları ile ilgili değerlendirmesini sizler için yayımlıyoruz.

Aylık zammıyla ilgili olarak şehit aileleri ve gaziler daire başkanı sayın Hüseyin DEMİRBAŞ bey ile görüşme fırsatı yakalamıştım. Kendisinin çok saygıdeğer, üstün empati yeteneğine sahip ve camiamız açısından oldukça kıymetli bir şans olduğuna dair izlenim kazanmış bulunmaktayım.



Hüseyin beyin bir tek düşüncesi hariç diğerlerinin hepsine sonuna kadar katılmaktayım. Kendisinin en çok rahatsızlık duyduğu konuların başında ise camiamızda birlik beraberliğin bulunmayışının olduğu izlenimine kapıldım. Hüseyin bey bu konuda çok haklı ancak bu durumun en büyük nedeni 3 ve 4 haneli bazı kanunlardır. Yani, 2330, 3713, 5434 vb. kanunlarla farklı haklara sahip faklı zümreler yaratılmış olması bu durumun en büyük sebebidir.



Aynı kanun maddesi içerisinde yer alan grupların birbiriyle daha iyi anlaşabildiğine şahit olmaktayım. Bu kişilerin özlük hakları aynı dört rakam etrafında olacak şekilde ortak kılınmaktadır. Bir grubun diğerine karşı olan anlaşmazlıklarına ise değinmek dahi istemiyorum. Kanunlar böyle olunca vatandaşlardan birlik beraberlik beklenmesi iyimser bir beklentiden öteye gitmemektedir. Hüseyin Bey’in katılmadığım görüşüne -dolayısıyla aylık zamlarındaki ayrıma- gelince…



Anladığım kadarıyla devlet diyor ki; silah altına alınan erler kendi iradelerinden ziyade devletin gereksinimi dolayısıyla görevlendirilmekteler ve malul hale gelmeleri zorunlu bir devlet görevinin icabıdır. Rütbeli personelin–gerçekte bir kamu görevlisi olduğu için- orada bulunması ise asli görevinin bir parçasıdır. Bu görüşe farklı açılardan yaklaşarak katkıda bulunmak isterdim ancak yüz yüze rahat bir ortamda olmadıkça kendimi yanlış ifade etmekten korktum. Zamanında erlerimizin rütbeli personelle eşit haklardan yararlandırılmamasına anlam veremediğim gibi bu kez de rütbeli personelimizin erlerden daha azına layık görülmesine bir anlam veremedim. Sonuçta kimsenin canı kimseninkinden kıymetsiz değil. Erlerimiz de bu duruma üzülmelidir çünkü yarın bir gün birileri gelip rütbeli personele hatırı sayılır bir hak verecek olursa bu ayrımcılık en çok erlerimizi üzecektir.



İlk bakışta devlet haklı gibi görünse de olayın başka boyutlarını da göz önüne almak gerektiğini düşünmekteyim. Rütbeli askeri personel sıradan bir kamu görevini icra etmemektedir. Askeri personel hariç hiçbir kamu görevlisinin asli görevi öldürmek ve gerektiğinde ölmek değildir. Asker hariç tüm kamu görevlilerinin yeri öyle ya da böyle -ertesi gün- doldurulabilir. Bugün tecrübeli bir uzman çavuşun, bir bölük astsubayının, bir bölük komutanının yerine ertesi gün dışarıdan birisini getirebilmek ne yazık ki mümkün değildir. Geçilmesi gereken zorlu yollardan geçilmeden bu görevlerin -tepeden inme yöntemlerle- icra edilebilmesi mümkün değildir. Askerlik bir meslekten ziyade bir gönül işidir. Kimse sadece para için askerlik yapmamaktadır, para askere hayatını devam ettirebilmesi, ele güne muhtaç olmaması için verilmektedir. Aksi geçerli olsaydı memurun iki katı para teklif edildiği halde ve kısa süre sonra memuriyete atanabilme gibi birçok ilave sosyal hak sunulduğu halde, sözleşmeli er kadroları boş kalmazdı. Dışarıda asgari ücretle gece gündüz çalışan insanlar koşa koşa sözleşmeli erliğe başvurmaya gelirlerdi.



Göreve başladığım günleri unutmam mümkün değil! İzmit gibi bir garnizonda insanlar aylardır çocuklarıyla zaman geçiremiyordu, faturalarını ödemeye zamanları yoktu, kışlada yatıp kalkıyorlardı. Askerlerimizden birisi camı kırdıktan sonra hançer şekline getirip diğerine saplarken nöbetçi astsubayım canı pahasına olay çıkmasını önlemişti. On gün önce karşılaştığım bir arkadaşımın on gün sonra şehadet haberini aldım. Yaralı bir askerini tim arkadaşları güvenli bölgeye çekmeye cesaret edemediği için kendisini ateş altına atmıştı ve o sırada şehit olmuştu. İşte bunun gibi birçok nedenden dolayı rütbeli askeri personelin sıradan bir kamu görevlisi olarak kabul edilmesi beni üzmektedir. Bir kamu görevlisi olarak görüldüğü taktirde rütbeli personelin gerçek bir savaşta bile şehit ya da gazi sayılmaması durumuyla karşı karşıyayız. Bu durumun kabullenilmesi ise benim açımdan oldukça zordur.



Yeni Kanun maddelerinin temel amacına gelince:



Yukarıda bahsettiğim nedenlerle, (belki de er gazilerimizin rütbeli gazilerimizden farklı olarak daire başkanlığıyla daha iyi iletişime geçebilmiş ve kendisini daha iyi ifade edebilmiş olması nedeniyle) zorunlu askerliğe tabi olanlara rütbelilerden daha fazla imkan verilmesi amaç edinilmiştir. En belirgin fark ise %25 aylık zammı ile memur olarak çalışılması halinde aylık kesilmemesinde ortaya çıkmaktadır. Bana göre yasada, birisi camiamızın lehine diğeri ise aleyhine olacak şekilde  iki boşluk -ya da hata- ortaya çıkmıştır.

 



1- Zorunlu askerliğe tabi olan (5434/45) asteğmenlerimiz diğer rütbelilerin arasında kaynamıştır ve 5434/56 ya tanınan bu haklardan yararlanamamıştır. (Rütbeli personeli kamu görevlisi diyerek göz ardı eden devletimiz acaba asteğmenlerimizi hangi gerekçeyle erlerden ayrı tuttu, çok merak etmekteyim.)



2- Harp malulü aylıklarına yapılan %25’lik zammın (5434/45) rütbeli personelin aylıklarına -dolaylı yoldan- %20 etki edebileceği gerçeği.



 



Asteğmenlerimizle ilgili durum oldukça açık: muvazzaf personelin hakları neyse onlardan faydalanabilecekler. Bu durum bir Karadeniz fıkrası gibi karşımıza çıkıyor. Fıkramız şöyle başlıyor; bir muvazzaf rütbeli, bir asteğmen, bir asteğmen adayı ve bir er göreve gitmişler…




Rütbeli muvazzaf personelin durumu ise biraz daha karmaşık… SGK’nın ilgili şube müdürüyle konuşan 5434/45 arkadaşlarımın ifadeleri neticesinde muvazzaf personelin zam kapsamına alınmadığını anlamış bulunmaktayım. Kısacası ocak ayında -harp malulü ve 2330 hariç- muvazzaf personele herhangi bir zam olmayacağını anladım.



Ancak böyle bir zam yapılmazsa dahi mahkemeler yoluyla %20 lik bir zammın 5434/45 muvazzaf arkadaşlarım tarafından elde edilebileceğini ifade etmek isterim.

 



Açıklamak gerekirse;



5434 s.k. madde 64 son fıkrasına göre:



Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullerine bağlanacak aylıkların hesabında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun bu kanunla değişik 64 üncü maddesi uyarınca,



Kendilerinin harp malulü olması halinde bağlanacak aylık ve harp malullüğü zammı ile vazife malullüğü aylığı 

Yorumlar

Yorumlar