Ne şehit ne de gazi Onlar I. Dünya Savaşı’nın Türk esirle

Ne şehit ne de gazi Onlar I. Dünya Savaşı’nın Türk esirle

09/12/2012 0 Yazar: Gaziler Net
Ne şehit ne de gazi Onlar I. Dünya Savaşı’nın Türk esirle

I. Dünya Savaşı’nın üzerinden neredeyse bir asır geçti; ancak hala o günlere dair yeni bilgilere sahip oluyoruz… Yönetmen Cem Fakir, savaş esirleri hakkında yaptığı araştırma sonunda bir belgesel hazırladı: ‘Esaret Günlüğü’. 16 farklı ülkede esir düşen Türk askerlerinin izini süren 13 bölümlük belgesel NTV’de yayınlanıyor. İşte o belgeselden bir portreye baktık.


Araştırmacı Cem Fakir, ‘Esaret Günlüğü’ adlı belgeselinde, savaş sırasında esir düşen 200 binden fazla askerin izini sürmüş, asker hatıratlarına ve belgelerine ulaşarak nasıl hayatlar yaşadıklarına bakmış. Uğruna savaştıkları ülkelerinde ölü göründükleri için evlerine dönemeyen birçok asker ne şehit ne de gazi sayılmış. Tutunacakları tek dalın ‘düşman’ olduğu hayatların detayları bu belgeselde anlatılıyor. (NTV’de yayınlanan belgeselin 3. bölümü bugün saat saat 23.15’de başlıyor.)

Fransız birlikleri Çanakkale Savaşı’nda yaklaşık 2 bin askeri esir alır. Bu esirlerin büyük bir bölümü Limni Adası’nda birkaç ay tutulduktan sonra gemilerle Fransa’nın güneyindeki Marsilya etrafına kurulan esir kamplarına götürülür. 5 Aralık 1916 tarihli kayıtlara göre o sırada kampta 29 astsubay, 612 er, 3 sağlık görevlisi ve bir imam bulunuyormuş. Toplam 645 esir… Fransızlar’a esir düşen askerlerin diğer bölümüyse Korsika Adası’na götürülmüş.  Avustralyalı ve Alman esirlerin aksine Türk askerlerine şehirde gezme izni verilmediği yazıyor kayıtlarda… Fransa hükümeti, Adada ki iş gücü açığını Türk esirlerle kapatarak şantiyelerde işçi olarak çalıştırmayı tercih etmiş. 


ÇALIK HÜSEYİN 

Vincent Hüseyin Pietererans adında, şu an 40 yaşlarında olan Fransız, tarih öğretmeni dedesi ölmeden önce yaptığı bir itirafla adının neden Hüseyin olduğunu öğrenmiş. Bunun üzerine de köklerini bulabilmek için işi de olan tarihi deşmeye başlamış. 
Bir itirafın, bir fotoğrafın ya da bir güncenin insanın hayatını nasıl değiştirdiğini, başka yerlere sürüklediğini birçok hikayede olduğu gibi burada da Çalık Hüseyin üzerinden izliyoruz. 

Çalık Hüseyin, esir düştükten, esaret altında çalıştırıldıktan sonra bir Fransız evine bahçıvan olarak verilir ve esaret bahçe işleriyle orada da devam eder. Gel zaman, git zaman evin hanımı Benardette’ye aşık olur, kadın da esir bahçıvana… Kadın evlidir ama kocasıyla ayrı yaşamaktadır. Tireli Çalık Hüseyin’le ilişkileri başlar ve bu ilişkiden bir çocukları olur. Çalık, esir; kadın da evli olduğundan henüz boşanmadığı kocasının nüfusuna geçirir ikinci adıyla Hüseyin’i…

Ve ilişkileri bir gün Çalık Hüseyin’in ‘Vatanıma gitmeliyim’ sevdası yüzünden biter. Çalık Hüseyin, Türkiye’ye girmek ister ama ülke hala işgal altındadır ve kayıtlarda bulunamaz, dönmek zorunda kalır. Yeniden düşman dediği Fransa topraklarına döner ve hepimizin bildiği Avrupa’da ‘göçmen yaşam tarzı’ Çalık Hüseyin’le başlar. İnşaat işçiliği, seyyar satıcılık derken bir başka kadına aşık olur ve onunla evlenir. Benardette’den olan çocuğu da ‘gayri meşru’ olduğundan pek iletişim kurulamaz. 1940’ların ortalarında yeniden ülkeye dönmeye çalışır. O dönemin gazeteleri ‘Şehit, kontesle döndü’ manşetleriyle olayı magazinleştirir. 

Çalık Hüseyin’den olma Hüseyin’in çocuğu Vincent Hüseyin de dedesinin ölümüyle öğrendiği bu gerçekle İzmir Tire’nin yolunu tutar. Hikayenin bir de diğer tarafında neler yaşadığına belki de tarihçi olduğu için merakla bakar. 

Bir başkası, I. Dünya Savaşı sırasında Irak cephesinde çekilmiş yaralı bir asker fotoğrafı bulur. Ve bundan 10 yıl önce savaşın esir askerleri olduğunu öğrenir. Bir fotoğraf, yönetmen Cem Fakir’i, bir itirafla isminin tarihini öğrenen Fransız’ı ‘gerçek’ için bir araya getirir… 

Bu anlattığımız küçük bir hayat hikayesi, 13 bölümden oluşan ‘Esaret Günlüğü’ isimli belgeselden bir bölüm. Esaret sadece Fransa topraklarıyla da bitmiyor. İngilizler, Çanakkale, Irak ve Filistin cephelerinde aldıkları esirleri Mısır, Kıbrıs, Hindistan’da esir kamplarına yerleştirirken savaşın Doğu Cephesi’nde 60 binden fazla asker de Ruslar’a esir düşmüştü ve Rus topraklarında başka hayat hikayeleri kendi tarihini yazıyordu. Cem Fakir’in yaralı asker fotoğrafıyla çıktığı yolculuk, birçok ülkeden satın alınan video ve fotoğraf kayıtları ve her bir esir kampını yani 16 ülkeyi ziyaret ederek oluşturulmuş. 

Masa başında yapılmamış bu belgesel için yatırımcı olarak taşın altına elini koyan TMC’de bir teşekkürü hak ediyor…

Yorumlar

Yorumlar