Ne derece kıymetlerini biliyoruz?

Ne derece kıymetlerini biliyoruz?

14/02/2013 0 Yazar: Gaziler Net
Ne derece kıymetlerini biliyoruz?

İbretlik bir hikayeyi sizler için yayımlıyoruz.

 

   Fırına girdiğinde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir arkadaşı olan fırıncı; “Biraz bekleyeceksin hocam. İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum” dedi.

 

   Kenardaki tabureye oturup beklemeye başladım. Az sonra içeriye yaşlı, yaşlı olduğu kadar da bitkin bir adam girdi. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selâm verdikten sonra, fırıncının tezgâhına yaklaşarak:

 

   “Ekmeklerimi alayım! Benim ikizler acıkmıştır” dedi.

 

   Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgâhın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört beş tane çıkardı.

 

   Yaşlı adama, oturması yerini verdi. Tezgâha iyice yaklaştı, fırının içine taze ekmek kokuları yayılmaya başlamıştı. Fırıncını tezgâhın altından çıkardığı ekmekleri görünce şaşırmıştı. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu. Dayanamadı fırıncıya sordum:

 

   — Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak demiştin ya!

 

   — Bayat ekmekleri kendisi istiyor. Çok fakir bir adamdır. Aldığı maaş yetmediği gibi arzsız ve işsiz bir de oğlu var, adam maaşını aldığı üstüne çöküyor, ne varsa elinde avucunda alıp gidiyor. Bu zavallı da işte böyle bayat ekmeklerle, idare edip gidiyor. Ona bu ekmekleri dörtte bir fiyatına veriyorum.

 

   — Kim bu adam?

   — Kim olacak, Kore gazilerinden. Bir oğluyla gelini trafik kazasında vefât edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşı var. Öbür deli oğlan da cabası…

Fırıncının anlattıkları karşısında içinin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordu. Fırıncıya yavaşça dedi ki:

 

   — Aradaki farkı ben vereyim. Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler.

 

   Fırıncı, teklifini kabul etti. Biraz sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgâhın altına korken gaziye takıldı:

 

   — Bugün çok şanslısın hacı amca. Çocuklar için sana pasta gibi ekmek vereceğim.

Yaşlı adam, bir evlât sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırarak kapıdan çıkarken ona döndü:

 

   — Allah, senden razı olsun evlâdım. Bugün onların doğum günüydü! Benden çok onları sevindirdin! Dedi.

Fırının kapısından yavaşça dışarı çıktı. Ağı ağır sokağın içine doğru yürümeye başladı. Rüzgâr sanki yoksulluk içinde yaşayan onca gazilerin, kimsesizlerin acısını örtmek ister gibi püfür püfür esiyordu.

Yorumlar

Yorumlar