Malul Sayılmayan Gaziler İle İlgili Yargı Kararı

Malul Sayılmayan Gaziler İle İlgili Yargı Kararı

23/10/2013 0 Yazar: Gaziler Net
Malul Sayılmayan Gaziler İle İlgili Yargı Kararı

Askerlik sonrası psikolojik sorunları nedeni ile (posttravmatik stres bozukluğu) “askerliğe elverişli değildir” raporu almasına rağmen, SGK tarafından vazife malulü aylığı bağlanmayan bir kardeşimiz AYİM’e açmış olduğu bir davayı kazandı. Bu dava karar metni aşağıda sunulmuştur.

 

VAZİFE MALULİYETİ

 

 

 

ÖZETİ:

 

Davacının askerlik görevi sırasında yaşadığı olaylara bağlı olarak terhisinden sonra rahatsızlandığı, psikiyatrik yönden (posttravmatik stres bozukluğu) askerliğe elverişsiz hale geldiği ve bu rahatsızlığın askerlik hizmeti esnasında yaşanan travmalara bağlı olduğunun GATA Profesörler Sağlık Kurulunun raporu ile tespit edilmiş olması nedeniyle davacının vazife malulü olarak kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.

 

Davacı vekili, 11.01.2007 tarihinde İstanbul 8. Vergi Mahkemesinde, 17.01.2007 tarihinde AYİM’de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 1997 yılında Hakkari/Çukurca 3.J.Snr.Tb.K.lığında askerlik hizmetine başladığını, operasyonlar nedeniyle bunalıma girdiğini, terhisinden sonra 2 şişe kolonya içtiğini, daha sonra GATA H.Paşa Hastanesine sevk edilen davacı hakkında “Askerliğe Elverişli Değildir. Hastalığı Askerliğin Sebep ve Tesiri İle Meydana Gelmiştir.” şeklinde rapor verildiğini, 30.11.2005 tarihli ek raporda da işgücü kayıp oranının %100 olduğunun belirtildiğini ifade ederek vazife malullüğü isteminin reddine dair işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

Dava dosyası ve tahsis dosyası ile Askerlik Şubesi şahsi dosyasındaki belgelerin incelenmesinden; 21.11.1996 tarihinde As.Ş.nden sevk edilen davacının 23.11.1996 tarihinde eğitim birliğine, 17.03.1997 tarihinde de son kıt’ası olan 3.J.Snr.Tb.K.lığı 12.Snr.Bl.K.lığına (Işıklı/Çukurca) katıldığı, 09.04.1998 tarihinde terhis mahiyetinde izne ayrılan davacının 21.05.1998 tarihinde de terhis edildiği, 1999 yılında 2 şişe kolonya içen davacının tedavilerinin ilk önce İstanbul Çamlıca Ömür Hastanesinde yapıldığı, daha sonra Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaatı sonrasında sevk edildiği GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 12.08.2005 tarih ve 2876 sayılı kurul raporu ile hakkında “Kronik Nitelik Kazanılmış Nevrotik Bozukluk (Post Travmatik Stres Bozukluğu)+Bilateral Optik Atrofi+Toksik Ensefolopati Sekeli + Toksit Üst Motor Nöron Harabiyat” tanısı ile “16/D F1, 9/D F1, 10/D F1 Askerliğe Elverişli Değildir. Hastalığı Askerliğin Sebep ve Tesiri İle Meydana Gelmiştir” raporu verildiği, raporun 01.05.2006 tarihinde onaylandığı, rapor üzerine davacının annesinin 25.08.2005 tarihli dilekçe ile (aynı tarihte davalı idare kaydına giren) idari müracaatta bulunduğu, TC.Em.Sand.Sağ.Krl.nun 02.11.2006 tarih ve 3703 sayılı kararı ile “Hastalığının vazifenin neden ve etkisiyle meydana gelmediğine” karar verilerek talebin 29.11.2006 tarihli yazısı ile reddedildiği ve aynı tarihte davacının annesine tebligata çıkarıldığı, hangi tarihte tebliğ edildiği tespit edilememekle birlikte (davacı vekili 05.12.2006 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmektedir) işlemin iptali istemiyle 11.01.2007 tarihinde kayda giren dilekçe ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

 

Davacı vekilinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi AYİM 3.D.nin 01.02.2007 tarih ve E.2007/128 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

 

Dava konusu uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenleme incelendiğinde; 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesi; “ Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hâsıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkânsız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malûl) denir ve haklarında bu kanunun malûllüğe ait hükümleri uygulanır. (Değişik: 28/6/2001-4699/25 md.) Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malûllüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar. (Değişik:21.4.2005-5335/3-c md.) İştirakçilerden; talim, manevra, seferberlik veya harp dolayısıyla vazifeleri ile ilgileri kesilmeksizin silah altına alındıkları dönemde malûl olup, bu malûllükleri asıl vazifelerini yapmaya mani olmayanlar ile Sandığa tâbi göreve atandıkları tarihten önce malûl sayılmayı gerektiren hastalık veya sakatlığı olduğu belirlenenler hakkında, bu hastalık veya sakatlıkları sebebiyle bu Kanunun malûllüğe ilişkin hükümleri uygulanmaz.” hükmüne; Aynı Kanunun 45 nci maddesi; “a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla);ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malûllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife malûlü) denir.” hükmüne amirdir.

 

Açıklanan mevzuat hükümlerine göre davacının vazife malûlü sayılabilmesi için hakkında “askerliğe elverişsizlik” kararı verilmesine neden olan rahatsızlığının askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu hastalığın askerlik sırasında ortaya çıkmış olması tek başına vazife malûlü sayılmak için yeterli değildir. Bu konuda yapılan incelemede; davacının malûl (askerliğe elverişsiz) hale gelmesine neden olan “kronik nitelik kazanmış nevrotik bozukluk (post travmatik stres bozukluğu)” hastalığının askerliğin sebep ve tesiriyle meydana geldiğine dair terhisinden uzun bir süre (yaklaşık 6 yıl) sağlık kurulu raporu düzenlenmesi, raporda esas alınan belgelerin davacıya verilmiş olan bir adet takdirname ile davacının ve annesinin beyanları olması nedeniyle Mahkememizce ara kararı ile Jandarma Genel Komutanlığından davacının askerlik yaptığı döneme ait operasyonlara katılıp katılmadığına dair kayıtlar istenmiş; Jandarma Genel Komutanlığınca gönderilen Çukurca 3 ncü Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı tarafından düzenlenmiş 28.02.2007 tarihli yazıda davacının askerlik görevini yaptığı dönemde Işıklı 12 nci Jandarma Sınır Bölük Komutanlığı sorumluluk bölgesinde 11 adet terör olayının meydana geldiği, bölgede terör olaylarının sıkça yaşanması ve görev yoğunluğu nedeniyle erbaş ve erlerin stres altında görev yaptığı, davacının hastalığının ortaya çıkmasında bu stres ortamının etkisinin olabileceğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.

 

Davacı hakkındaki tüm tedavi kayıtları ile yukarıda belirtilen belgeler ile birlikte yeniden değerlendirme yapılmak üzere davacının da sevki ile GATA Profesörler Sağlık Kurulundan rapor istenmiş; Mahkememizin ara kararı üzerine GATA Profesörler Sağlık Kurulunca düzenlenen 04.02.2008 gün 14 sayılı rapor ile davacı hakkında “post travmatik stres bozukluğu” teşhisi ile “D/16 F-1 Askerliğe elverişli değildir. Hastalığı askerliğin sebep ve tesiri ile meydana gelmiştir.” şeklinde karar verildiği, sağlık kurulu raporunun “PSİKİYATRİ RAPORU” bölümünde; “TARTIŞMA: Işıklı 12. Jandarma Sınır Bölük Komutanlığının 12.03.1998 tarih ve Per:3059-52-8/717 sayılı takdir belgesinden ve 3. Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı Çukurca’nın 28.02.2007 gün ve Per:7200-165-07/(1169) sayılı yazıları ile hastanın öyküsünden ve görüşme esnasında sürekli olarak bu olaylara yoğunlaşmasından Hastanın askerlik yaptığı dönem içerisinde terörle mücadele sırasında etkin görevler aldığı anlaşılmıştır. Askerlik süresi içerisinde yaşadığı bu olaylara bağlı olarak hastada posttravmatik stres bozukluğu gelişmiştir.

 

Posttravmatik stres bozukluğu ruhsal travmatik olaylara bağlı olarak başlayabilen ve olayları rüyalarında, anılarında tekrar tekrar yaşama, olayları hatırlatan her türlü uyarandan kaçınma ve uykusuzluk, irkilme devamlı tetikte olma gibi aşırı uyarılmışlık belirtileri ile karakterize bir ruhsal bozukluktur. Hastalık bazen hemen olay akabinde başlayabileceği gibi bazen de olaydan aylar sonrasında ortaya çıkabilmekte ve sıklıkla kronik bir seyir izlemektedir. Bu hastalarda intihar girişimleri, alkol veya madde kötüye kullanımları yaygındır. Hastaların sosyal, mesleki işlevsellikleri belirgin düzeyde bozulabilmektedir. Bu bilgiler ışığında hastanın durumu değerlendirildiğinde; posttravmatik stres bozukluğunun askerlik sonrasında belirgin hale geldiği, işlevselliğinin bozulduğu posttravmatik stres bozukluğu tablosunun halen devam ettiği ve askerliğin sebep ve tesiri ile meydana geldiği kanaatine varılmıştır.” şeklinde görüş bildirildiği görülmüş; kararın davacı hakkında daha önce GATA Haydarpaşa Eğitim Hastahanesi Sağlık Kurulunca düzenlenmiş olan 12.08.2005 tarih ve 2876 sayılı rapor ile aynı mahiyette olduğu anlaşılmıştır.

 

Hangi rahatsızlığın hangi tarihte ve hangi etkene bağlı olarak gelişebileceği ilgilinin geçirebileceği maddi olaylara bağlı olarak tıbbi verilerle tespit edilebilir. Davacının askerlik görevi sırasında yaşadığı olaylara bağlı olarak terhisinden sonra rahatsızlandığı, psikiyatrik yönden (posttravmatik stres bozukluğu) askerliğe elverişsiz hale geldiği ve bu rahatsızlığın askerlik hizmeti esnasında yaşanan travmalara bağlı olduğu GATA Profesörler Sağlık Kurulunun raporu ile tespit edilmiştir. Davacının psikiyatrik yönden malul (askerliğe elverişsiz) hale gelmesine neden olan travma askerlik hizmeti nedeniyle yaşanmıştır. Davacının terörle mücadelenin yürütüldüğü bölgede görev yapmış olması, terörle mücadele için yürütülen operasyonlara katılmış olması nedeniyle pisikiyatrik yönden meydana gelen maluliyetinin oluşumunda askerlik görevinin sebep ve tesirinin bulunduğu, bu durumda davacının vazife malulü olarak kabulü ile vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

 

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

 

Davacının vazife malulü sayılmaması ve vazife malulü aylığı bağlanmaması işleminin İPTALİNE,

 

Dergi No:24
Karar Dairesi:AYİM 3.D.
Karar Tarihi:10.04.2008
Karar No: E. 2007/128
Karar No: K. 2008/618

Kaynak: http://www.msb.gov.tr/ayim/Ayim_karar_detay.asp?IDNO=5033&ctg=000002000013000013

Yorumlar

Yorumlar