Kız kardeşimin gelinliği Şehidimin son örtüsü‏ | Gazi TV

SON DAKİKA

Kız kardeşimin gelinliği Şehidimin son örtüsü‏

Bu haber 06 Eylül 2012 - 11:01 'de eklendi ve 0 views kez görüntülendi.

Kız kardeşimin gelinliği Şehidimin son örtüsü‏

Sitemiz köşe yazarlarından Gazi J. Ütğm. Sn. Kaan KIRBAŞOĞLU’nun köşe yazısını sizler için yayımlıyoruz.

 Tüm milletimizin başı sağ olsun. Her gün yeni Şehit haberleri alıyoruz. Ancak alıştırılmaya çalıştığımız bu Şehit haberlerinin yanında yüreklerimizi dağlayan bir görüntü çarptı gözlerimize. Misak-ı Milli sınırlarımız içinde bulunan Beştüşşebap ta. Askeri lojman balkonunda bulunan bayrağımız, birkaç çapulcunun geçişi sırasında, bir kendini bilmezin verdiği emir mi desem , talimat mı ya da başka saçma bir düşünce ile yerinden kaldırıldı. Biz yıllardır bu Şehitleri, Bayrağımız o semada dalgalanmaya devam etsin, sonsuza kadar gökyüzünü süslesin diye vermedik mi? Tarihte bunun yüzlerce örneği yok mu?

 

 


   1870 ler. Osmanlı İmparatorluğunun başında Sultan Abdülaziz var. İngiliz, Rus, Fransız ve Alman elçilerinin saraya istediğini kabul ettirebildiği, koca İmparatorluğun parçalanma sürecine girdiği yıllar. Çanakkale açıklarında İngiliz savaş gemisi sivil bir Türk teknesine çarpıyor ve teknedeki tüm Türk vatandaşı olan denizciler hayatlarını kaybediyorlar. Olayın ardından, İngiliz elçisi Hünkarın yanına geliyor, ölen her denizci için ailelerine 3 kuruş tazminat vererek olayı “tatlıya bağlıyor” ve Hünkarın yanından ayrılıyor. Elçinin hemen ardından, Hünkarın yanına dönemin Sadrazamı  Keçeçizade Fuad Paşa giriyor. Hünkar, tazminat alarak olayın halledildiğini söyleyince, Sadrazam durumun kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Bunun üzerine Hünkar küçük bir tekne için İngilizlerle ters düşmenin mantıklı olmayacağını belirtince, Sadrazam o İngiliz gemisinin bizim karasularımıza izin almadan nasıl girdiğinin sorulması gerektiğini söylüyor ve orada batanın sadece bir gemi değil, üzerinde dalgalanan Türk Bayrağı olduğunu ve bunun için İngilizlerin özür dilemeleri konusunda ısrarlı olunması gerektiğini söylüyor. Bunun üzerine Hasta Adam diye tabir edilen Osmanlı, İngilizlere bir nota veriyor ve üzerinde güneş batmayan imparatorluk diye tabir edilen İngilizler özür dilemek zorunda kalıyorlar.

 

 


   Diğer bir olay ise, hepimizin bildiği Çanakkale kahramanı 57. Alay. 628 kişiden oluşan Alay, 25-28 Nisan 1915 yılında tamamen Şehit düşüyor. Şehitlerimizin en küçüğü 9 yaşındaki saka ( yani su dağıtan) çocuk. Şehitlerin içinde Alay doktoru olan İstanbul Rumlarından Yüzbaşı Dimitriyati var. Göğüs göğse çarpışıp Alay Komutanından, Sancak Muhafızına kadar Şehit düşüyorlar. Fakat sancak ne veriliyor, ne indiriyor nede yere düşürülüyor. Ağaca asılı bir şekilde ve gölgesinde muhafızı Şehit edilmiş halde bulunuyor.

 

 


   Bu aziz millet yıllardır Bayrak için Şehit vermektedir. Onun için sararız biz Şehitlerimizi Bayrağımıza, onun için Bayrağı gönderde görünce dolar gözlerimiz. Şereftir bizim için namustur. Onun için bu millet gelin evinden Şehit evine kadar Bayrakla süsler duvarlarını. Hiçbir güç indiremez onu asılı olduğu yerden.

 

 


   Genelkurmay Başkanlığı derhal üzerine düşeni yapmalı ve o emri veren Askeri Personel ile ilgili soruşturma başlatmalıdır. Zira bazı şeylere alıştığı zannedilen bu Millet Bayrağı konusunda şaka dahi kabul etmez!

Yorumlar

Yorumlar