Kibir ve ekürileri | Gazi TV

Kibir ve ekürileri

Bu haber 04 Ağustos 2013 - 11:45 'de eklendi ve 1 views kez görüntülendi.
Kibir ve ekürileri

Sitemiz köşe yazarlarından görev Gazimiz Sn. Hikmet KANLI’nın köşe yazısını sizler için yayımlıyoruz…

Kibir Mevlana’nın deyişiyle, tıpkı buzun güneşten habersizliği gibi, insanın kendinden habersizliğidir…

 

 

İyilik ve dürüstlüğün anahtarı alçakgönüllülük, her türlü kötülüğün anahtarıysa kibirdir. Hani şeytana sorulsa en sevdiğin günah nedir? diye, eminim kibir der… Çünkü kibrin insana yaptıramayacağı kötülük yoktur. Sırtında kibir küfesi taşıyanın ,aklından da zoru yok mudur? diye sorasım geldi, siz ne dersiniz?                                                                                                                                                                                                                

  

Hayatının içinde kibir ve inadın maddi manevi zararını, uzak değil, kan bağı yakınlığındaki insanlardan görenlerden biriyim. Toplumumuzda bu konularda yakınanların çokluğu malumdur, onun içindir ki; böylesi konulara zaman zaman değinmekte fayda görüyorum. Sıkmadan, üzmeden dilimin döndüğü ölçüde, birey üzerinden ele alarak toplumsal sağlığa katkı vermeye çalışacağım… Çünkü bireysele uğramadan toplumsalı ele alamayız. Naçizane diplomasız ama yaşam okulunda, sürekli kendini geliştirmeye ve hala ne kadar çok bilgi eksiği olduğunu gören, samimi olmanın verdiği güvenle, araştırma, inceleme ve kendi dağarcığın da olanlarla yaşadıklarından esintileri, sizlerle paylaşmaya çalışan bir garip hasbıhal edenim… Sürçü lisan eder, pot kırarsam lütfen affola.

 

 

Kibir ve inatla, önce kendini mükemmel görüp, sonra da hem kendine, hem de yakın ve uzak çevresine zarar vererek, zavallılık, perişanlık pençesine düşenler gördüm. Bahsettiğim gibi uzak değildi. Kan bağım, hatta süt bağım olan insanlardı bunlar. Çok üzüldüm, maddi boyutundan çok manevi yönüne çok içerledim. Kendime olduğundan daha fazla, onların düştüğü duruma kahrederek anlatmaya çalıştım. Ancak dinleme ve okuma özellikleri olmadığından anlatamadım. Bu yanlış hatırlamıyorsam 17. köşe yazım, bu güne kadar eşim hariç, kan bağım olan hiç bir  yakınım, akrabalarımdan okuma tenezülünde bulunan olmadı. Hadi bir kaçı okumasa neyse, ama içinde üniversitelisinin de olduğu bir cenahtan bahisle söylüyorum,olur da bu kadarı da olmaz ki!  

  

 

 

Kendim ve toplumun büyük kesiminin yaşadıklarına değindikten sonra, genel değerlendirmelere devam edelim istiyorum. Yaptığı iyilikleri başa kakınç eden kadar, yapılan iyilikleri görmezden gelenler de kibir tuzağına düşmüş demektir. Genellikle özgüveni az olanlar da kibir oldukça yüksektir. Yani içte özgüvene bağlı zayıflık artıkça, dışarıya çoğalarak kendini gösterme başlıyor. Kibirli sözler, darbeler, yürüyüş ve maskelerle güçlü olunmadığı da ortaya çıkıyor böylece. Kollar açılarak, sonuçlara kilitlenmeden, yüzdeki gülümseme silinmeden, korkudan, eksikliklerden utanmadan, kaçmadan, saklanmadan dışındakilerin bekledikleri değil, ”kendi olma” becerisi gösterildiğinde, sadelik ve temizlik ışıklarını saçmaya başlar özgüven.                                                                                                                                                                                                                                                                           

 

Özgüvenle kibir arasında çok ince bir çizgi vardır. Özgüvenin zenginlik ölçüsü samimiyetle kendisinin neye sahip olduğuyken, kibirse başkalarının neye sahip olmadıklarıdır. Başlıcaları gereksiz inat, aç gözlülük, hırs, haset, öfke, şehvet, muhakeme yoksunluğu, gösteriş vb.gibi ekürisi çok olan kavramlardandır kibir… Oysa ki, tatlı sözlerle takdim edilen bir hediye, kibirden uzak ilim, irfan, anlayış içeren bir bağlılık ve hayırlı işlerde kullanılan zenginlik çok yerinde ve önemli özelliklerdendir… Ancak her ne hikmetse,dünyada çok nadir görülürler.

 

  

 

Kibri tavan yapmış insanın egolarının sponsoru şeytandır desem, eksik kalacak çünkü kibirlinin kibri şeytana pabucunu ters giydirir alimallah… Kibrin bir başka özelliği de insana, zamanının büyük bölümünü, başkalarının yaptıklarına alınganlık ederek geçirtir. Kibir ve gurur aynı değil ayrı ayrı kavramlardır. Gurur çoğunlukla etik manada kendini değerlendirme, kibir ise kendini başkalarına, pazarlayıp satma pozisyonunda tutmadır. Sona doğru gelirken, isteğim, daha büyük kayıplara uğramadan, özgüven ve irfana ulaşılıp, kibirden kasavetten herkesin kurtulmasıdır.                                                                                                                                                                                        

 

  

Her zaman olduğu gibi yeni gelen gününüzün, bir öncekilerden çok daha güzel olması isteğiyle, gelmekte olan Ramazan Bayramınızı en içten duygularla kutlar, bayram sevinçleriyle dolup taşmanızı dilerim.

   

 

 

Esen Kalın.                                                                                        

 

 

 

            

Hikmet KANLI

            Ordu Vazife Malulü J. Çvş.

Yorumlar

Yorumlar