Geçmişten Günümüze | Gazi TV

Geçmişten Günümüze

Bu haber 03 Eylül 2013 - 14:24 'de eklendi ve 3 views kez görüntülendi.
Geçmişten Günümüze

Sitemiz köşe yazarlarından görev Gazimiz Sn. Hikmet KANLI’nın köşe yazısını sizler için yayımlıyoruz…

1922 yılının 30 ağustos’unda emperyal güçlerin akbabalar misali işgal ettikleri memleket topraklarımızdan, Önderimiz Atatürk ve Silah Arkadaşlarıyla, tüm Vatan Evlatlarının birlik ve beraberlikle verdikleri üstün mücadeleler sonrasında  def-i bela ettikleri, 9 eylülde düşmanın denize dökülmesi sonucu, atalarımızın bileği, yüreği ve inancıyla kazanılmış eşsiz ve en önemli milli bayramlarımızdandır. 30 Ağustos Zaferi dünya ya; mevzu vatan olunca kanımızın son damlasına kadar, savaşır, kazanırız mesajıdır.

 

 

 


 

”Bayramımız Kutlu Olsun” arkadaşlar.


1.dünya savaşı sonrası imzalanan Mondros mütarekesi ve Sevr antlaşmaları sonunda vatan topraklarımızda, hür ve bağımsız yaşama hakkımızı sonlandırıp, topraklarımızı paylaşmaya başlıyorlar ve  Atalarımızın da bunu kabul etmelerini istiyorlardı… Lazı, Türkü, Kürdü, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi vb. farklı özellikleriyle, tek bayrak altında tek yürek olmuş insanların yani Türk Milletinin bu duruma verdiği cevap, 19 Mayıs 1919 da Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ve önderliğinde Kurtuluş Savaşı, acı ve kayıplarla, kahramanlık destanlarının yazıldığı bir savaş süreci sonrasında elde edilen, eşsiz, muhteşem birlik ve beraberlikle  kazanılan  zaferler olmuştur.

 

Kısaca anlam ve önemine değindiğim 30 Ağustos Zafer Bayramını dünya var oldukça kutlamayı, canı gönülden ister ve dilerim… Ancak hiç bir kazanım yalnızca istek ve dileklerle korunup, kollanıp, yaşatılamıyor. Her birimizin farklı düşünmesi, yaşaması, inanması vb. özelliklerde olması çok normal… Farklılıklarımızı zenginliğe çevirebilme yeteneğimizin de hep canlı tutulması şart ve bir o kadar da önemlidir. Aynı bayrak altında, hür ve bağımsız yaşamanın kıymetini illaki bir şeyler sona geldiğinde anlayıp, kaybetmeye ramak kalındığında harekete geçmek yerine uyanık olup, dışardan-içerden gelmesi muhtemel her tehlikeye karşı tek yürek olmalıyız.Bizim başka vatanımız olmadığı için, farklılıklarımıza rağmen, atan millet mevzu bahis olunca, top yekun biz olmaya mecburuz arkadaş…  


Ülke yönetiminde görev alanlar başta olmak üzere, hepimize düşen görev; Atalarımızın mirasını çarçur eden değil, aksine ihya edenler olmaya devam etmeliyiz. Onların kemiklerini sızlatmadan, tarihinden dersler çıkartan, geçmişten günümüze kalanların değeriyle değerlenenlerden, değerlendirenlerden olmalıyız.

 

İçimizde sen-ben davası güdenlerin olması kaçınılmazdır. Kötülüklerden ders çıkartıp iyiliklere yol almamız, bunlara karşı tetikte olmayı bırakmamaya bağlıdır. Çok çabuk oyuna gelmemeli, öfke, kin, nefret, ötekileştirmelerin yerine eğitim ve öğretimle taçlandırılmış birlik beraberlik ve farkındalıkla varlığımızı toplumsal olarak güzelleştirip, üst noktalarda tutarken, baş dönmesine maruz kalmamak içinde mütevaziliğimizi koruyarak yolumuza devam etmeliyiz. İnanın; bize kendimizden başka hiç kimse zarar veremez, dışarıdan gelenlere yenilmemenin yolu birbirimize düşmemekten geçer unutmayalım.   

      

Her yeni gününüz bir öncekinden çok daha güzel ve hep bayram sevinçleriyle dolu olsun.

 

Saygılarımla,

Esenlikler Dilerim.                                                                     

Ordu Vazife Malulü J. Çvş.  Hikmet KANLI


Yorumlar

Yorumlar