Gaziliğin İstismarı | Gazi TV

Gaziliğin İstismarı

Bu haber 08 Mart 2013 - 14:06 'de eklendi ve 1 views kez görüntülendi.
Gaziliğin İstismarı

…bu zamana kadar verilen Şehitlerin ve Kahraman Gazilerimizin vebalini öbür tarafta nasıl ödeyeceksiniz? Bugün aziz Şehitlerimizin ruhlarını sızlatmamak için, Vatan ve Milletin bölünmez bütünlüğü için, Milli onur ve şerefimiz için, bölücü başı ile yapılan görüşmelere karşı çıkıyorsam ve bu nedenle Gaziliği istismar etmiş olacaksam eğer, varsın bana da “istismar ediyor” desinler…

 

               Hatalı ve dil sürçmesi neticesinde oluşan konuşmalar, insanın hayatında bir ya da birkaç kez gerçekleşir. Ve o zaman deriz ki, bu ifadeler kasten değil, o an için nereye vardığı düşünülmeden dile getirildiğinden, affedilebilir ve görmezden gelinebilir… Ne zaman ki, benzer söylemler kısa zaman aralıkları ile arka arkaya gelmeye başlarsa, burada artık bir dil sürçmesinden söz edebilmek neredeyse imkânsız hale gelmektedir.
 
 

1982 anayasasının 26. Maddesinde; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” hükmü ile düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti anayasal olarak güvenceye bağlanmıştır. Ancak bırakın düşünceyi dile getirmeyi, şu an hiçbir şekilde Şehit aileleri ve Gaziler ne düşüncelerini istedikleri gibi dile getiriyorlar, ne de görsel ve yazılı medya bu konulara yeterince yer verme cesaretini gösterebiliyor.

 

 

Şu an öyle bir süreçten geçiyoruz ki, terörün bitirilmesi adına “ne yaparsak yapalım, ne taviz vereceksek verelim,  ne istiyorlarsa ver kurtul” anlayışına bürünmüş durumdayız. Öyle bir çözüm süreci tasarlanıyor ki, tek taraflı ve asıl terörden mağdur olan Şehit aileleri ve Gazilerin hassasiyetlerini görmezden gelen, acımasız bir yaklaşım sergileniyor.

 

 

Sn. Başbakan, Balıkesir’de yapmış olduğu konuşmasında bir Gazi ve aynı zamanda dernek şubesi Başkanının “bebek katili ile neden bir araya geliniyor?” sorusuna cevaben; “Gazi olabilirsin eyvallah, bir şereftir, onunla övün, ama Gazi olmayı istismar etmeyelim!, önüne gelen her yerde kendine göre bakıyorsunuz Şehit, Gazi dernekleri kuruyorlar, bu da olmaz!” şeklinde yanıt verebilmektedir. Kolunu, bacağını, canını bu vatan için feda etmiş bir kahramana “Gaziliği İstismar Etme!” sözü sanırım dünya tarihinde sadece bizim ülkemizde söylenmiş bir ifade olsa gerek… “İstismar” ne demek biliyor musunuz? Türk Dil Kurumu sözlüğünde; “Birinin iyi niyetini kötüye kullanma ve sömürme” manaları çıkıyor. Terörün bitirilmesi için atılan adımlarda en çok dinlenmesi ve saygı duyulması gereken bir Gaziye, “Gazi olmayı istismar etmeyelim” denir mi? Şu an bizleri duyan ve kaygı ile izleyen aziz Şehitlerimizin de söz hakkı olsaydı ve konuşabilselerdi eğer, sanırım onlara da “Şehitliği istismar etme!” denilecekti…

 

 

Derneklerle ilgili Sn. Başbakanın ifadesine bir katkı da ben sunmak istiyorum. Oldu olacak “Dernekler Kanunu”nda bir değişiklik yapın da, bütün Şehit/Gazi dernekleri tüzüklerine “bölücü başı ile yapılan görüşmelere destek olmak zorunludur” maddesi konulmasını sağlayın… O zaman sorunu (!) temelden çözümlemiş olursunuz.

 

 

Sn. Başbakanın bir televizyon programında içler acısı konuşmasında Şehitlik ve Gaziliğin artık bir sektör olduğunu ileri sürdüğü zamandan bu zamana kadar, hep bu ifadelerin dil sürçmesi olduğuna inanmak istedim, ancak son ifadeler de gösteriyor ki, maalesef bu öngörümde yanılmışım.

 

 

Şehit yakınları ve Gazilerin yönelttiği soruların muhalefet partilerinin söylemleri ile benzerlik içermesi, muhalefetin ürettiği bir propagandanın gölgesi olduğu anlamına gelmemektedir. Emin olun ki, bugün Şehit aileleri ve Gaziler içerisinde de birçok kişi zamanında Ak Partiye oy verdi. Yani eleştirel noktalardaki benzerlikler, bir kişinin aynı siyasi düşüncede olduğunu göstermez. Kaldı ki, bugün Ak Partili olup da bu sözleri içine sindiremeyen binlerce kardeşimiz de bulunmaktadır.

 

 

Sn. Başbakan yine geçtiğimiz hafta yapmış olduğu konuşmasında; “29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan ediliyor, tüm ülkelerle yeni bir sayfa açılıyor. Bize karşı düşmanlık beslemeyen tüm ülkelerle barış sağlamak için, Gazi adım atıyor. Kin güdülmüyor, nefretin üzerine gidilmiyor. Gazi’nin Çanakkale’de yatan düşmanların ailelerine söylediği sözler son derece önemlidir. ‘Uzak diyarlardan savaşa evlatlarını yollayan analar, evlatlarınız bizim bağrımızda’ diyor. Kime söylüyor? Mehmetçik’i şehit eden, buraya savaşmak için gelmiş askerlerin annelerine söylüyor. Neden biliyor musunuz? Bunlar neden yapılıyor biliyor musunuz? Çünkü Mehmetçik savaş meydanında savaşır, ondan sonra o defter kapanır. Benim askerim dağda yakaladığı teröriste üşümesin diye parkasını verecek kadar kahraman bir askerdir. Bizim komutanımız teröristi mağaradan ‘seni annene götüreceğiz’ diye çıkaran bir komutandır. Bizim şehitlerimiz hangi yoldaysa biz de o yoldayız. Bizim gazilerimiz düşmanlarına nasıl davrandıysa biz de aynen o şekilde davranacağız.” şeklindeki dile getirdiği hususlar bizim tarihi şan ve şerefle dolu yüce Türk Milletinin en önemli özelliğidir. Aman dileyene kılıç çekmeyiz. Savaşta kazanırız, mağlup olan ve aman dileyene kin gütmeyiz. Ama bu ifadelerde geçen Kurtuluş Savaşı sonrası durumla, şu anki terör sorununun çözümlenmesi noktasında gözden kaçırılan hususları dile getirmek gerekiyor;

 

 


1-            Kurtuluş Savaşında biz birçok Devletle savaştık ve karşımızda düşman ülkeler vardı… Şu an aynı vatanda nefes alan, bu vatanın ekmeğini yiyen, suyunu içen, cebinde T.C. Nüfus Cüzdanı taşıyan ve dağa çıkıp Devletine, Milletine kurşun sıkan vatan hainleri ile mücadele ediyoruz, bu farkı iyi görmek lazım…


 

 


2-      Kurtuluş Savaşında bahsedilen hususlar savaşın kazanılması ve Cumhuriyetin kurulmasından sonra gerçekleşti. Şu an karşımızda aman dileyen, pişman olan ve silah bırakan bir terör örgütü yok… “Her zamankinden çok daha güçlüyüz” diyen bir bebek katili örgüt ile karşı karşıyayız. Kurtuluş Savaşı esnasında, savaşın kazananı ya da kaybedeninin belli olmadığı bir zaman diliminde, masaya oturup aman dilemedik, onurumuzla mücadele ettik, kazandık ve toprak bütünlüğümüzü koruduk. Müteakiben kazanan taraf olarak aman dileyene kin gütmek zaten bizim genlerimizde yok. Ancak silah bırakmayan, aman dilemeyen, siyasi taleplerinden zerre ödün vermeyen bir örgüt ile masaya oturup nasıl bir çözüm üretileceğini doğrusu çok merak ediyorum

 

 


3-          Bölücü örgüt elebaşlarından Karayılan ifadesinde; “İşte bahar geldi, 2 hafta sonra hareket olanaklarımız oluşacak. Yani eğer operasyonlar devam edecekse, bu çatışmaların da devam edeceği anlamına gelir. Bu, bir sorundur. İki silahlı kesim var, yani iki taraf var. Bir çatışmasızlığın yaşama geçmesi için her iki tarafın da buna uyması gerekmektedir. Çift taraflı olmadan hiçbir şey yaşama geçemez.”diyerek, yurt dışına çıkmayacaklarını, teröristlerin ellerini kollarını sallayarak ülke içinde dolaşabileceklerini, müdahale olması durumunda da yine kan dökebileceklerini zımni olarak ifade eden karayılan bir nevi aba altından sopa göstermektedir.


 

 

 

     Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bugün hayatta olsaydı eğer, asla terör örgütüne taviz vermezdi. Gazi; “Uzak diyarlardan savaşa evlatlarını yollayan analar, evlatlarınız bizim bağrımızda” derken savaşı kazanan, onurlu bir duruş sergileyen yaklaşımla, savaşın tamamen bittiği bir zaman diliminde bu sözü sarf etmiştir.

 

 

Sadece terör örgütünün ne düşündüğü ve ne istediği bakış açısından geliştirilecek her türlü çözüm stratejisi asla başarıya ulaşamaz. Burada Milli onur ve şerefimizi ayaklar altına alabilecek her türlü çözüm yaklaşımı, ileride telafisi imkânsız sonuçlara sebebiyet verebilecektir. “Ver kurtul” zihniyeti ile çözüme ulaşacaksak eğer, bu zamana kadar verilen Şehitlerin ve Kahraman Gazilerimizin vebalini öbür tarafta nasıl ödeyeceksiniz? Bugün aziz Şehitlerimizin ruhlarını sızlatmamak için, Vatan ve Milletin bölünmez bütünlüğü için, Milli onur ve şerefimiz için, bölücü başı ile yapılan görüşmelere karşı çıkıyorsam ve bu nedenle Gaziliği istismar etmiş olacaksam eğer, varsın bana da “istismar ediyor” desinler.

 

 

 

                                                                                Hamit YILDIZ

                                                                                Gazi J. Ütğm.

                                                                                Gazihaber.com

 

                                                 

Yorumlar

Yorumlar