Çok Bilinmeyenli Denklem 'İnsan' | Gazi TV

Çok Bilinmeyenli Denklem ‘İnsan’

Bu haber 05 Haziran 2013 - 16:49 'de eklendi ve 2 views kez görüntülendi.
Çok Bilinmeyenli Denklem ‘İnsan’

Sitemiz köşe yazarlarından görev Gazimiz Sn. Hikmet KANLI’nın köşe yazısını sizler için yayımlıyoruz….

Merhaba Saygıdeğer İnsanlarım..

  İnceden bir düşünüldüğünde zaten var olan ve her canlının en iç içe olduğu gerçekliktir ölüm. Yaşamsal algı içinde, insan; diğer canlılardaki gibi yaşamı süreyle sınırlı, başa geldiğinde dünyevi olarak bilinmeyen, yaşandığı müddetçe anlaşılması zihinsel, bedensel olarak imkansız ve dönüşü olmayan bir sonsuzluk halidir ölüm. Dünyaya gelen için önemli olan layıkıyla yaşamı sürdürmek değil midir? Öyleyse kendi varlığına bu kadar düşmanlık niye?

  

   Yaşamda; bir yandan kısa süren bir ömrü daha kaliteli hale getirmeye uğraşırken, diğer yandan hayatı yaşarken daha zamanı gelmeden ölme haline niçin getirir şu insanlar, anlaşılır gibi değil.

 

 Kazayla, istemeden olanlar neyse de, keşke onlar da olmasa ama; bile-isteye olanları yadırgıyorum. Dünyaya gelenin yaşamasına en büyük gayreti gösteren de,hastalandığında iyileştirme çabasını veren de insan öyle değil mi?

 

  Uzatmayalım; insanın kendi ve kendisinden olanların iyiliği için, gayret ve çabasına eyvallah da, tam tersinin bunlardan daha fazla olmasına akıl erecek gibi değil. Birbirlerine ihtiyaçlarından dolayı toplumsal yaşamı tercih etmelerine rağmen (yamyamlar hariç) etlerini yemeseler de, sanki koca dünya yetmeyecekmiş gibi kendi kendilerini yok etmekte insanların bu kadar mahir olmalarını anlamaya da imkan yok. Belki bilinen sözler sarf ediyorum ama ilk söyleyen olmadığımı da biliyorum.

 

   İnsanoğlu ne zaman kendini öldürmekten vaz geçerse o zaman bitecek desem de inanmayın, bu olmayan Duaya Amin demek gibi bir şey olur. Doğal yollardan olanlar Allah’ın takdiri de insanın kendi kendini öldürmesine ne demeli? Ben zamanı gelmeden bir insanın bir diğer insanı öldürmesini,kendisini öldürmesi olarak değerlendiriyorum.Bu insanın diğer canlılarda olmayan, akıl sahibi olmasının mı, yoksa kullanma eksikliği, fazlalığı mıdır? Bilemedim. Cinslerine göre aynı uzuvları olmasına rağmen (eller,ayaklar,gözler ve diğerleri gibi) hiç birisinin parmak izlerinin birbirine benzemiyor olmasının sonuçları mıdır nedir anlamaya çalışıyorum, ama hiç bir şeyin cevabını tam olarak bulamıyorum.Teknolojik ilerlemelerin mucidi olan insan, onu canavarlaştırıp kendine düşman ettiği gibi, onunla sağlığına çare bulmayı da başarabiliyor. Velhasıl insan çözülmesi imkansız çok bilinmeyenli bir denklem, bu denklemin çözümü olmasa da, kendi hayrına olan bölümlerde daha aktif olunmasını istemek en büyük dileğimdir. Dileklerim çok, ancak şu günlerde yaşananlar nedeniyle de dikkat çekmek istediğim, görünür ya da görünmez maskelerin kullanılmaması, çiğ yemeyip karın ağrısı çekmemek de dileklerim arasındadır. Yaşanılanlardan alınan mesajların doğru değerlendirilmesi, uygulanması da aynı çerçeve içindedir.                                                                                                                                                                                    

   Günümüzde bu dileğimin yerine gelmesi için, elimden geldiği, dilim döndüğü ölçüde katkı sağlamayı, ilkesel bazda ele alarak, daha uygun ve gerçekleşebilir hale gelmesine, karınca kararınca katkı vermeye çalışıyorum. Şahsım olarak öncelikle yakın çevremdeki insanlarla gücüm, imkanlarım nispetinde, güvenilirliğine inandıklarımla(arada bir enayi yerine konulsamda) destek ve yardımlaşmaya özeniyor, üzerime düşeni yapma gayreti gösteriyor, daha geniş kitlelere, yani siz değerli okurlarıma bu düşüncelerimi aktarma ve paylaşımdan dolayı da çok mutlu oluyorum. Herkesi de böylesi olumlu uğraş ve gayrete davet ediyorum.

 

   Naçizane; o parti bu parti, o ideoloji bu ideoloji demeden, din, dil, ırk, mezhep farklılıklarımızı insanlık potasında sayıya çevirelim, çok çalışalım, iyi niyetimizi muhafaza ederek atışlar yapalım, inanın arada bir çemberden dönsede, muhteşem turnikelerle yine insanlık hanemize sayılar yazarız. Bu anlamdaki her basket, huzur, mutluluk, sağlık, hoşgörü, anlayış vb. pozitif kazanımlar sunacak, dünyamız yaşamaya daha elverişli hale gelecektir.

 

   Unutmayalım bu maçı hayatla oynuyoruz, sakın ola kendi potamıza kin, nefret, riya, kibir vb. basketler attırmayalım… Yani  savunmayı da çok iyi yapmak gerekiyor. İnsanlık potasını bu tehlikeli basketlerden korumalıyız.

 

   Buradan hareketle yaşamla maçımıza gereken önemi vererek, hep galip gelmeliyiz. Bugün yaşayanların özelindeydi şu ana kadar bahsini ettiklerim… Bizden öncekiler vardı, yaşamla maç yapıp, kimi kazanıp, kimileri kaybedenler… Bizden sonra da yaşamla maçı olanlar gelecek dünyaya, yani Yaratan Mevlam *DUR* deyinceye kadar sürecek  bu maç, bu mücadele bitene kadar…                                                                                                                                                                                                                        

   Her yeni gününüzün, bir önceki gününüzden daha mutlu, umutlu, huzurlu, sağlıklı, başarılı geçmesi dileklerimle Saygılar Sunarım. Esen Kalın…          

 

     ORDU VAZİFE MALULÜ-J.ÇVŞ Hikmet KANLI                   

Yorumlar

Yorumlar