Bir Savaş Yücel Röportajı

Bir Savaş Yücel Röportajı

11/10/2013 0 Yazar: Gaziler Net
Bir Savaş Yücel Röportajı

Sitemiz köşe yazarlarından usta kalem Gazimiz Sn. Savaş YÜCEL’in köşe yazısını sizler için yayımlıyoruz.

BBP LİDERİ MUSTAFA DESTİCİ İLE KEYİFLİ BİR SÖYLEŞİ…
 

Bir gazi ve kendi çapımda bir kalem sahibi yazar ve köşe yazarı olarak;


Büyük Birlik Parti’si Lideri Mustafa DESTİCİ’ye bir nezaket ziyaretinde bulundum. Makamında bir acı kahvesini içip, BBP lideri ile güzel ve faydalı bir söyleşi gerçekleştirme fırsatım oldu.


Ayrıca bu söyleşi sırasında camiamız adına sıkıntılardan oluşan bir dosyayı kendisine takdim ederek, bir muhalefet parti lideri olarak sesimizin kendisi tarafından da duyurulmasını rica ettim.


Büyük Birlik Parti’si Genel Merkezi’nde Şehit – Gazi sitelerimiz için şahsıma özel röportaj veren BBP lideri Mustafa DESTİCİ, gündeme dair çok çarpıcı açıklamalar yaptı. Destici, terörün manevi zararlarının yanı sıra maddi olarak da Türkiye’ye ağır bedellere mal olduğunu söyleyerek, teröre karşı çözümlemelerini ve gündemde olan birçok konu hakkında düşüncelerini bizlerle paylaştı.


İşte BBP liderine sorularımız ve aldığımız cevaplar:


KISACA MUSTAFA DESTİCİ KİMDİR?


1966 yılında Eskişehir’in Günyüzü İlçesi Gecek köyünde doğdum. İlk tahsilimi Günyüzü İlçesinde, Orta tahsilimi Sivrihisar ilçesinde, Lise tahsilimi Ankara Merkez İmam Hatip Lisesi’nde tamamladım. 1988 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldum ve 1993 yılına kadar öğretmenlik yaptım.
Aynı dönemde Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde, Felsefe Tarihi üzerine Yüksek Lisansımı tamamladım ve akabinde 1993 yılında Malatya İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Akademik göreve başladım. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi oldum ve 2000 yılına kadar Gazi Üniversitesi Felsefe Bölümünde Akademisyen olarak görev yaptım. 2000 yılında Tarım Bakanlığı’na geçerek 2007 yılına kadar burada çalıştım. Evli ve 3 çocuk babasıyım.


SİYASET GEÇMİŞİNİZ NE ZAMAN BAŞLADI?


1992’de Merhum Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP)’den ayrılması ile birlikte Nizam-ı Âlem Ocaklarında görev aldım. 2007 yılına kadar Nizam-ı Âlem Ocakları ve Alperen Ocakları’nda aktif görevlerde bulundum. 2007’de yapılan 2. Olağanüstü Büyük Kurultay’da Rahmetli Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun isteği ile 17 yıllık memuriyet hayatımdan istifa ederek, Büyük Birlik Partisi’ne katıldım. BBP’ de Genel Başkan yardımcılığı ve Genel sekreterlik görevlerinde bulundum. Rahmetli Başkanımın ardından, 03 Temmuz 2011 yılında 4. Olağanüstü kurultayda Büyük Birlik Partisi genel başkanlığına seçildim. Ve o günden beri görevimi layıkıyla yapmaya çalışıyorum.


PARTİNİZİ, ÇİZGİNİZİ, İDEOLOJİK OLARAK TANIMLAYAN, TEMEL VE VAZGEÇİLMEZ UNSURLAR NELERDİR?


Milliyetçi, maneviyatçı, demokrat’ ifadeleri bizi ve çizgimizi tanımlar. Bizim, Türk siyaseti için temel kavramlarımız bunlardır.


BBP’NİN SİYASET SAHNESİNDE VAR OLUŞ SEBEBİ NEDİR?


Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun sözleri, konuşmaları niye siyaset sahnesinde olduğumuzu açıklamaktadır, biz de aynı doğrultuda siyaset yapıyoruz. Biz siyaseti ülke meselelerinde, millet meselelerinde birbirimizi duyma işi olarak görüyoruz. Siyaset doğru yapılırsa, diğer işlerin de doğru yapılacağını, ülke meselelerinin siyaset eliyle çözüme ulaştırılacağını düşünüyoruz. Onun için de siyaset yapıyoruz.


PARTİNİZİ SİSTEMDEKİ DİĞER PARTİLERDEN FARLI KILAN UNSURLAR NELERDİR?


Her siyasi hareketin, kendilerine özgü bir duruşu, bir tavrı, bir ideolojisi vardır. O anlamda Büyük Birlik Partisi, Türkiye’ deki hiçbir siyasi parti ile özdeşleştirilemeyecek, benzeştirilemeyecek kadar özgün bir siyasi harekettir. Büyük Birlik Partisi bu anlamda, herhangi bir partinin alternatifi değil, biz sistemin alternatifiyiz.


SİZCE ŞEHİTLİK VE GAZİLİK NE DEMEKTİR?        

                                             
Şehitliği en yüksek bir mertebe olarak gören, inanan ve o anlayışla da hiç bir zaman şehit olmaktan çekinmeyen bir milletin, inanmış bir topluluğun, bir inanmışlar ordusunun fertleriyiz. Şehitlik en yüce makam, herkes bunu ister ama bunun kendi topraklarımız içerisinde, kendi içimizden çıkan hainler eliyle yapılması en büyük acımızdır.


Gazilerin en büyük gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün yaşayan birer temsilcisi olduğunu ifade eden Destici, “Gazilerimiz, Şehitlerimiz ile birlikte cumhuriyetimizin teminatı ve temel taşlarıdır. Şehit ve Gaziler toprağı vatan, insanı ulus yapan değerlerdir. Vatan savunmasında, Şehit ve Gazi olmak kadar güzel bir kavram olamaz. Şehit nurlanmış, Gazi onurlanmış askerdir.


Bizler bu gün ülkemizde özgürce yaşayabiliyorsak bunu kahraman gazilerimize ve aziz şehitlerimize borçlu olduğumuzu unutmamalıyız. Onların Türkiye Cumhuriyetini sonsuza kadar bağımsız yaşatmak uğruna gösterdikleri kahramanlıkları hiçbir zaman görmezden gelemeyiz. Bu sebeple gazilerimiz ile gazi ve şehit yakınlarına sahip çıkmak, itibarlarının korumak ve hak ettikleri koşullarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için her türlü çabayı göstermek ve her türlü yasal düzenlemeyi yapmak öncelikli görevlerimiz arasında olmalıdır.


SÖZDE “AKİL İNSANLAR HEYETİ” KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİNİZ NEDİR?’

 
Biz terörün bitmesini herkesten çok istiyoruz. Terörü bitirecek adımı kim atarsa da onun yanında dururuz ama Türk milletinin birliğini, devletin varlığını, bayrağın ve dilin tekliğini tehlikeye atmayacak bir çözümden yana oluruz. Yalnız bu heyetin niye kurulduğunu ve işlevlerinin ne olduğunu iyi sorgulamalıyız. Oradaki isimlerin bir önemi yok. Zaten onlar Türkiye’nin akil grubunu temsil etmiyor.

 
SİZCE TERÖR NASIL BİTER, SİYASETÇİ OLARAK BİR REÇETENİZ VAR MI?


29 yılda terör örgütüne 500 milyar dolar net para harcandı. Bununla beraber o bölgeye yapamadıkları yatırımlar var. Bizim hesaplamalarımızdaki kümülatif değerlere göre PKK’nın bize zararı 1 trilyon 250 milyar dolardır. Türkiye 29 yıl boyunca terörle gerçek anlamda mücadele etmedi, ediyormuş gibi yaptı. 29 yıl boyunca gelen iktidarlar, terörün tüm boyutları ile mücadele etmedi. Hep bir boyutunu kadük bıraktı.


Dünyadaki terör uzmanları, terör ile mücadele ederken şu 7 şeyi yapmalısın diyor:

 
1- Asker – sivil işbirliği,
2- Özel eğitimli askeri birlikler,
3- Doğru istihbarat,
4- Terörün finans kaynakları ile mücadelede bir birlik kurulması,
5- Terörün uluslararası bağlantılarının kesilmesi,
6- Eğitim,
7- Bölge halkını yanına almak.


Bunlar hala eksik, bunların acilen yapılması lazım. Bunlar olmadan tam manada mücadele olmaz. Bu nasıl mücadele, anlamakta güçlük çekiyorum.


SİZCE, BU DÖNEMDE PKK’NIN HEDEFİ NEDİR?


PKK bir hedef belirlemiş dümdüz yoldan gidiyor. Nihayeti devletleşmektir, Türkiye’yi parçalamaktır, bölmektir. Bu, sadece PKK’nın yaptığı bir plan da değildir. Bu batının, uygulatmaya ve yaptırtmaya çalıştığı bir plandır. Emperyalist güçler, Amerika, Avrupa ve İsrail bunun içerisindedir. Ellerine tutuşturdukları yol haritasıdır. Önce Irak’ın kuzeyini devletleştirecekler, daha sonra sıra Türkiye’de. Çözüm sürecinin başından beri, şahsım ve BBP olarak, ‘terörün bitirilmesine evet ama PKK ile müzakereye hayır’ diyoruz. Bizce bu süreç;öncePKK’yımeşrulaştırma daha sonra siyasallaştırma ve en sonunda da devletleşmeye götüren bir süreçtir.
 
 
BDP’Lİ MİLLETVEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIKLARI HAKKINDA DÜŞÜNCENİZ NEDİR?

 
Destici: Selahattin Demirtaş’ın Doğubayazıt mitinginde söylediği sözlere bak; ‘Burası özgür Kürdistan olacak, biz burada yaşayacağız, herkes bunu görecek’ diyor. Yine onlardan bir bayan milletvekili, ‘Bize özerklik yetmez, tam bağımsızlık istiyoruz’ ifadelerini kullanıyor. Son olarak BDP’li vekiller bölücü terör örgütü PKK’lılarla sarmaş dolaş fotoğraf çektiriyor. 


Siz bu söz ve davranışlarla resmen vatanı bölmeye çalışıyorsunuz. Bu hareketler mevcut hukuka göre suçtur. Onlar milletvekilliği zırhına sığınarak bunları yapıyorlar. Bunların mutlaka dokunulmazlıklarının kaldırılıp, hukuka teslim edilmesi gerekiyor. Bunlar bu hareketlerinin hesabını vermeli. Milletvekili olmak onlara bölücülük hakkı vermez. O yüzden biz kürsü dokunulmazlığı hariç, tüm milletvekili dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz. Ayrıca bu milletvekilleri hakkında Meclis’e gelen fezlekeleri, iktidar oylarıyla geçirir konuyu yargıya havale edebilirsin, bu kadar basit bu olay. 


ÇÖZÜM SÜRECİNDE HÜKÜMETE SUNDUĞUNUZ “MUHATAPLIK HEYETİ” KURULMASI YÖNÜNDEKİ TEKLİFİNİZİN İÇERİĞİNİ ANLATIR MISINIZ?


Biz ülkemizin, milletimizin kazanmasını isteriz. Bu ülke, bu millet kazansın, ben kaybedeyim, Büyük Birlik Partisi kaybetsin. Bizim anlayışımız budur. Ama bizim ve milletin inanması lazım. Sürecin içinde ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Sürecin sonunda ne olacağını bilmemiz lazım. İngiltere’nin, ABD’nin, İsrail’in, Barzani’nin içinde olduğu bir süreçten Türkiye’nin hayrına bir şey çıkacağını düşünmüyorum.


Kürtler bizim kardeşimiz. Bugüne kadar asla PKK ile eşleştirmedik, bugünden sonrada eşleştirmeyiz. Eşleştirmek, bu millete en büyük tuzaktır. İnsanı kardeş kavgasına götürür. Buna karşı dikkatli olacağız ve provokasyonlara gelmeyeceğiz. Ama siz PKK’yı muhatap aldığınız anda bölgedeki insanlara, “Sizin temsilciniz bunlar. Ben sizin adınıza bunlarla konuşuyorum” diyorsunuz.


Biz hükümete bundan vazgeçmelerini ve bunun yanlış bir yol olduğunu söyleyerek, bir muhataplık heyeti kurmaları önerisinde bulunduk. PKK’yı dışlamaları gerektiğini vurguladık. Çünkü PKK’nın amacı meşrulaşmak. PKK ya da onun siyasi sözcüleriyle bir protokol imzalandığı an PKK büyün dünya kamuoyu tarafından terör örgütü listesinden çıkarılacak, meşrulaşacak ve özgürlükçü bir gerilla hareketi olarak kabul edilecek. Sizin gittiğiniz yol budur, yanlıştır dedik, gerçek ve kalıcı bir çözüm için muhataplık heyeti kurmalarını önerdik.


SURİYE OLAYLARIYLA İLGİLİ BBP’NİN BAKIŞI NEDİR?


Bakın biz Müslüman bir ülkeyle savaşmayı doğru bulmuyoruz. Bu en son düşüneceğimiz şeydir. Ama Suriye rejiminin mutlaka değişmesini arzu ediyoruz.


Çünkü 1998 yılında 28 Şubat sürecinde rahmetli genel başkan Muhsin Yazıcıoğlu Türkiye İran olmaz, Cezayir olmaz ama Suriye yapılmasına da biz müsaade etmeyeceğiz demişti. Dolayısıyla biz Suriye’nin nasıl bir yer olduğunu biliyoruz. Bakın Beşar Esed beni 15 kişilik heyetle davet etti ancak ben gitmedim başkaları gitti. Biz nerde duracağımızı da iyi biliriz.  Ancak Beşar Esed’in de gitmesini en çok biz isteriz. Bu gün Suriye ile geldiğimiz noktada dış işleri bunu insanlara anlatamadı.


Niye biz Suriye ile savaş eşiğine geldik. Bakın başbakan Suriye bizim iç işlerimiz, biz her an buna müdahale ederiz diyor. Ben bizzat hükümetin en bilgililerine en tepedeki kişilere sordum. Çünkü kamuoyuna yapılan açıklamalar kimseyi tatmin etmiyor. Diyorlar ki orada bizim kardeşlerimiz akrabalarımız var kim muhalifse o öldürülüyor. Yani orada insanlar ölüyor. Peki, bu savaş sebebi olabilir mi? Güçlü bir devlet için olabilir. Peki, o zaman; Bağdat’ta da 1 milyon kişi öldü kadınlara tecavüz edildi o zaman niye aynı duyarlılığı göstermedin.


KÜRT MESELESİNE BAKIŞINIZ NEDİR? (BİZCE BÖYLE BİR MESELE YOK)


Biz, hiçbir zaman ‘Kürt meselesi’ ifadesini kullanmadık. Biz Güneydoğu meselesi veya terör meselesi olarak adlandırdık. Çünkü bizim için Kürtler bir mesele, problem değil. Kardeşin kardeşi ile problemi olmaz. Özgür bireyler halinde yaşamalarını arzu ederiz ve isteriz. Tabi ki bunun milletin birliğine, devletin varlığına zarar vermeden gerçekleşmesini isteriz.


BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ OLARAK NE GİBİ PROJELERİNİZ VAR?


Mesela bizim en önemli projelerimizden biri terörle mücadele için önerilerdi. Ben bütün siyasi partileri gezdim. Ana muhalefet liderlerine, başbakana, cumhurbaşkanına gittim. Terörle ilgili raporumuzu sundum. İddia ediyorum BBP’nin hazırlığı gibi hiçbir partinin şuanda terörle ilgili mücadelede planı yok.


İkincisi bütün er ve erbaşlarımıza askeri ücret dediğimiz asgari ücret oranında maaş bağlanması. En son mesela Diyarbakırlı şehidin hadisesinde gördük. Çocuk 10 liralık kontör istiyor baba gönderemiyor ve çocuk 1 gün sonra şehit oluyor. Ya da Sakarya’da elektriği kesiliyor şehidin. Yani bütün bunlarda niye baba harçlık bulmaya çalışsın. Devlete askerlik yapıyorsan devlet belli bir oranda maaş versin. Bunun için de bütçeye dokunmadan bir iki kaynakta göstermiştik


Üçüncü projemiz kalkınan Anadolu Projesiydi. Batı Fırat’la Kızıl Irmak’ı ve Yeşil Irmak’ı birleştirip, 14 ilin istifade edecek ve Anadolu’yu kalkındıracak 15 milyar dolarlık bir yatırım. Yıllık 5 milyarlık geliri olan 5 yılda tamamlan 1 milyon işsize iş kapsı olacak yılda turizmden yaklaşık 1,3 milyar, tarımda 2 milyar enerjiden 2,2 milyar gelir elde edecek bir projeyi paylaştık. Hem de Anadolu’da göçü durduracak. İnsanları doğduğu yerde doyuracak bir projeydi.


Ama bu proje benim değil Tayyip Erdoğan’ın bir projesi olsaydı, Tayyip Erdoğan bunu açıklamış olsaydı, günlerce bu Türkiye’de konuşulurdu. O kadar imkânsızlıklarımız içerisinde simülasyon yaptırdık ki, Kanal İstanbul simülasyonundan çok daha kaliteliydi. Ancak işte gündeme getirilmiyoruz. Büyümenizden korkuyorlar.


YENİ ANAYASA HAZIRLIĞINDA VEYA DEMOKRATİKLEŞME PAKETLERİNDE SİZİN BİR TEKLİFİNİZ OLDU MU?


Biz teklifimizi verdik, başvurumuzu yaptık. Ancak ben her zaman söylerim; “Bu meclis sivil bir anayasa yapmaz.” Çünkü bunlar sistemden besleniyorlar. Biz bunu bile bile, halka karşı vazifemizi yapmış olmak için önerilerimizi ve düşüncelerimizi ilettik. Yeni anaysa çalışmalarına elimizden gelen katkıyı sunduk. Ancak dediğim gibi sistemden beslendikleri için bu meclisin böyle bir niyeti yok. Onun için bundan vazgeçmezler.


MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASINDA KAFANIZDA Kİ SORULARIN CEVAPLARINI ALABİLDİNİZ Mİ?


Bakın 5 – 6 soru var ki toplumda Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürüldüğüne dair şüphe uyandırıyor. Bunların bir kısmının cevabı alındı. Ama hukuki işlem tatmin edici bir noktaya gelmedi. Bir kısmınınsa cevabı alınamadı. Bunlardan birincisi helikopter düştükten sonra “kurtuldu geliyor” denildi, bilgi kirliliği oluşturuldu. İkincisi helikopterin yeri belli olduğu halde orası aranmadı, helikopterin cihazları çalındı. Şimdi bunların failleri belli ancak hukuki süreç tamamlanamadı. Öteki taraftan baktığımızda radar görüntüleri sorusunun cevabı alınmadı. Sonrasında uçuş güzergâhına başka uçak var mıydı? Helikopteri başka bir uçak mı düşürdü? Bilinmiyor. Üçüncüsü ise işte hava harekât merkezinde o gün oraya iki helikopterin inip kalktığı bilgisi var. Bu soruların cevapları verilmeden bu olay netleşmeden bu dava aydınlatılmaz. Biz başından itibaren ne kaza ne suikast dedik. Şahadet süreci diye adlandırdık ve bu süreci takip etmeye devam edeceğiz.


RAHMETLİ BAŞKAN MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN HELİKOPTER KAZASI SORUŞTURMASI HANGİ AŞAMADA? SİZCE BU OLAYIN AYDINLATILMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR?


Başkanımızın bulunduğu helikopter düştükten 2 buçuk saat sonra, oraya iki helikopter inip kalkıyor. Bunların kodları belli. Ayrıca bunun tanığı da var, bu muvazzaf bir asker. Belgeleri de var. Bunlar savcılığın da elindedir. Muhsin Başkan’ın şehit düşmesi konusunda toplumda 6 tane şüphe var.


1- Kurtuldu geliyor haberi: Bunun kaynağı belli, kimin söylediği belli.
2- Bildirilen yer aranmadı: Kimin bildirdiği, kimin aramadığı belli.
3- Kayıp cihazlar: Bunlarda belli ve kimin aldığı da belli.
4- Radar kayıtları: Onları istememize rağmen bir türlü alamadık.
5- Hava hareketliliği: Hava kuvvetleri ve TSK farklı bilgiler veriyor.
6- En son ise oraya iki helikopterin inip kalktığı: Bunlar kimdir, neden inip kalktılar.


Şimdi son saydığım bu üç konuya açıklık getirmeden bu hadise aydınlatılamaz. Hava harekât merkezinde hava hareketliliğinin kayıtları 5 yıl saklanır. Kazanın olduğu yere iki helikopterin inip kalktığının kayıtları hava harekât merkezinde var. Ama kayıtlarını alamıyoruz. Bu yüzden TSK ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı hukuka yardım etsin. Elindeki belge ve bilgileri savcıya teslim etsin.


TAKSİM GEZİ PARKI’NDAKİ OLAYLARI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ NEDİR?


Taksim Gezi Parkı’nda yapılaşmaya karşıyız, ama oradaki Topçu Kışlası’nın eski, tarihine dokusuna uygun olarak yapılması lazım. AVM gibi başka bir tür yapılaşmaya karşıyız. Ben yaptım, oldubitti anlayışını da doğru bulmuyoruz. Milletin protesto hakkı var. Ama demokrasi içerisinde kalması, teröre ve şiddete bulaşmaması lazım. Bunun bir hesaplaşmaya, öç almaya veya öfke kusmaya dönüşmemesi lazım. Herkesin sakin olması ve birliğimize, beraberliğimize katkı sağlaması lazım.


En çok da ülkeyi yönetenlerin daha aklı başında, daha ağırbaşlı hareket etmesi lazım. Affetmek veya geri çekilmek bir mağlubiyet, bir yenilgi değildir. Asla böyle bir şeyin düşünülmemesi lazım. Önemli olan milletin huzuru. Milletin huzuru için bazen fedakârlık yapmak gerekir diye düşünüyorum.


SEÇİM SONUÇLARI PARTİNİZ İÇİN NE İFADE ETMEKTEDİR?


Büyük Birlik Partisi, sırf seçimlere girmek için kurulmuş bir parti değildir. Kendisini seçim sonuçlarına göre endekslemiş bir siyasi parti hiç değildir. Büyük Birlik Partisi fikri olan, misyonu, duruşu, ideolojisi olan bir siyasi hareket.


BBP olarak şu an Türkiye’nin 5. büyük partisi içindeyiz. Oy oranlarımız yüzde 100 artmış durumdadır. Oylarımız son anketlere göre yüzde 2 civarındadır. Şu an yükselişteyiz, yukarı doğru tırmanan bir partiyiz ve yükselişimizi devam ettireceğiz, yerel seçimler bizim için bir sıçrama ve kendimizi görme seçimi olacaktır. Çalışma ve gayretlerimizin halk tarafından görüleceği ve takdir edileceği kanaatindeyim.


Sayın Başkan, bu keyifli sohbet için ve bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz…

 
02.10.2013 
        Savaş YÜCEL

Yorumlar

Yorumlar