AYİM'de Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açmak (1) | Gazi TV

AYİM’de Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açmak (1)

Bu haber 30 Haziran 2013 - 9:50 'de eklendi ve 3 views kez görüntülendi.
AYİM’de Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açmak (1)

Sehitgazi.com sitesinde tazminat davalarına ilişkin verdiği yanıtlardaki tecrübesi ve bilgi birikimi ile dikkat çeken Gazimiz Sn. Oktay YANIK’tan camiamızın açmayı düşündükleri “Maddi ve Manevi Tazminat Davaları” na ilişkin bilgi sahibi olabilmeleri adına bilgilendirme yazısı yazmasını rica etmiştik. Sağ olsun, bizleri kırmadı ve güzel bir yazı dizisi hazırladı. Gazi Oktay YANIK’ın ilk bilgilendirme yazısını sizler için yayımlıyoruz. Yazarımıza sorunuzun olması durumunda aşağı yorum bölümünden iletmeniz halinde sizlere yardımcı olacağını düşünüyoruz.

Bu yazının ilk ve son cümlesi şu olacaktır: USULDE VE SÜRELERDE HATA YAPMAYINIZ, VARSA AVUKATINIZA YAPTIRMAYINIZ!!!


Bir yıl kadar önce hukuk muhakemeleri kanunuyla, maddi-manevi tazminat davalarının görevli mahkemesi asliye hukuk mahkemeleri olarak değiştirilmişti ancak Anayasa mahkemesi bu kanun maddesini iptal etti –bence hiç de iyi etmedi- ve askeri olaylar hakkındaki maddi-manevi tazminat davalarında AYİM’in yetkili olması gerektiğine dolaylı olarak karar verdi. Mahkeme tercihi doğru olmaz ancak şunu da ekleyeyim; AYİM’in maddi tazminat hesabı usulü sivil yargıya göre oldukça farklı –ileride detaylıca aktaracağım- mesela bir davada çalışamaz diye raporu olan davacıya çalışarak elde edebileceği varsayılan gelir diye maddi zararından 250.000 tl düşülmüş. Sivil yargıda ise böyle bir indirim karşı tarafı ödüllendirmek anlamına geleceği için uygulanmıyor. Kısacası; davacı bir nevi malul halde çalışacak, zarar verenin hesabına kazandığı tüm parayı yatırmış olacak. Zarar veren karlı çıkacak. Diğer kalemlerde de ufak farklılıklar var tabi ki.

Manevi tazminat miktarlarının da çok düşük olduğunu düşünüyorum. Mesela siyasiler arasındaki laf atışmalarına bile yüzbinler tutarında manevi tazminat sivil yargıda çıkarken AYİM, organları parçalanmış kişiye bile oldukça düşük rakamlara hükmediyor. Tabiki toplum değiştikçe bu durum değişebilir ama en son uygulamalar bu yöndeydi, 50.000 tl yi geçeceğini sanmıyorum manevi tazminatların. Bir davacıya -6. Dereceden malul, hafif kusurlu- 10.000 tl ye karar verilmiş. Ayağı sakat kalmış birisine 5.000 tl’ ye karar verilirken birkaç hakim bu manevi tazminat fazla diye muhalefet şerhi düşmüş zamanında. Ancak bir anda içtihat değişikliğine gidilebileceğini de unutmamak gerekli dava açarken… Aslında maddi-manevi tazminat davası açmak şu anda bir nevi kumar gibi, birkaç ay öncesinde ise tam bir rus ruleti gibiydi (ilerde bu cümleyi de açıklayacağım). Birde, avukatlığa geçmiş AYİM’den emekli hakimler de dahil olmak üzere hangi avukata gittiysem aynı cümleleri duydum: Oradaki kurmay üyelerin yüzünden davaya 3-2 geriden başlıyoruz –toplam 5 hakim var karara katılan- bir gol daha yediğiniz zaman maç bitiyor! Bir evrak teslimi için mahkemeye gittiğimde çaycı askerin bile aynı cümleleri sarf ettiğine şahit olup şaşırmıştım. Maddi-manevi tazminat davalarında daha çok standart bir prosedür uygulandığı için sorun yaşanacağını sanmıyorum ancak vazife maluliyeti gibi yorumlu kararlarda hakim-kurmay üye düşünce yapısının farklı olabileceğini düşünüyorum.  Mahkemeleri eleştirmek haddimize değil, zaten AYİM son zamanlarda acımasızca haklı-haksız eleştirilere maruz kaldı, mahkemenin geçmiş kararlarını alıp hepsini incelemiş değilim ancak ben yine de yaşadıklarımı anlatma gereği duydum.

Son iki yıl içerisinde AYİM’de dava açma usulünde köklü değişiklikler meydana geldiğini belirtmek isterim. Bunların en önemlilerini sıralayayım:


1. Öncelikle borçlar kanununun vücut fonksiyon kaybıyla ilgili ve manevi zararın yansımasıyla ilgili maddeleri değişti;


A. Önceden sosyal güvenlik kurumunca bağlanan aylıkların bugünkü değere dönüştürülmüş hali maddi zarardan düşüyordu, yeni kanuna göre böyle bir indirim zarar vereni ödüllendirme niteliğinde olacağı için yapılmayacaktır. Şunu da hemen belirtmek isterim, görüştüğüm hukukçular bu durumun büyük rakamlar yaratabileceği ve – tabirimi affedin, yedirtmeyecekleri- bir şekilde indirim unsuru bulunacağı yönündeydi. Ayrıca eskiden hakim rakamları fazla bularak indirebiliyordu, yeni kanuna göre bu rakam değerlendirmesinin hakimin işi olmadığına, zarar ne kadar ise ona hükmedilmesi gerektiğine değinildi. Kritik bir nokta olarak ekleyeyim: Bu yenilik, yeni borçlar kanunu yürürlüğe girdikten sonraki yaralanmalar ya da ölümler için geçerli. Yani davası devam eden birisi borçlar kanununun yürürlüğü öncesindeki bir olay için böylesi bir hesaplama yapılmasını talep edemez.


B. Yine borçlar kanununun yürürlük tarihinden sonraki olaylarda geçerli olmak üzere ağır yaralanmalarda ve ölüm olaylarında birinci dereceden yakınların da yansıma yoluyla manevi zarara uğradığından bahisle dava açabilmesinin önü açıldı. Daha önceden, özellikle yaralanmalarda yansıma kabul görmüyordu.

 

2. AYİM’de yaralanma ve ölüm olayları sonucunda maddi-manevi tazminat davası açmak için gerekli nisbi harç miktarları da azaltıldı. Önceden çok yüklü miktarlar –500.000 tl için neredeyse 10.000 tl’ye yakın- ortaya çıkarken şimdi makul taleplerde 500-1000 tl civarına çekildi diyebilirim. Bu harç miktarı dava sonuna kadar devlette kalıyor. Davanız kısmen reddedilse de en ufak bir haklılık payınız olduğuna dair karar verilirse de bu para dava sonunda mahkeme kararında belirtilerek size iade ediliyor. Parayı alabilmek için öncelikle karara atıf yaparak mahkemeye dilekçe yazıyorsunuz, onlar da size bir yazı gönderiyor. İster Ankara defterdarlığından isterseniz ikamet ettiğiniz ilin defterdarlığından alıyorsunuz (tabiki ikamet ettiğiniz ilin defterdarları uğraşmak istemeyip zorluk çıkarabilir ancak mecburlar). Davada tamamen haksız çıkarsanız bu paranın üzerine bir bardak soğuk su içebilirsiniz. Tabiki yargılama giderleri (posta, bilirkişi ücreti vb. ), karşı taraf vekalet ücreti gibi giderler de sizin üzerinize kalır (bu ücretleri de detaylıca anlatacağım).


2013 AYİM ölüm-yaralanma davası harç miktarları:


Başvurma harcı: 37.25 tl


Nisbi harç (24,30 dan aşağı olamaz): Talep edilen tutar (maddi+manevi) X 0,0034155


100.000 tl için 341,55 tl.


Posta ücreti: karşı taraf MSB ise 180 tl, İçişleriyse 200 tl.


Bilirkişi ücreti: Davanın ilerleyen aşamalarında isteniyor 300-400 tl civarı olacaktır.


3. Bir diğer önemli değişiklik ise vekalet ücretlerinde meydana geldi. Daha önceden MSB ya da İçişleri bakanlığı avukatları –bizim vergilerimizle maaş alan- devletin bir memuru olarak kabul edildiği için davayı kaybetseniz de bir vekalet ücreti çıkmıyordu. 2012 deki bir KHK ile bu kişiler de vekil sayıldı ve bu durum devlet aleyhine dava açanların zararına oldu. Bu paralar bir havuzda toplanmaya ve bu avukatlara belirli düzenlemeler doğrultusunda ödenmeye başlandı. Bu durum hem avukatları davaları kazanma yönünde iştahlandırdı hem de bireylerin ödeme gücünün, devlet gücü önündeki zayıflığını belirginleştirdi.


Vekalet ücretleri her yıl barolar birliğince yenileniyor, talep edilen miktar arttıkça belirli kademelerle düşen yüzdelerle hesaplanıyor ancak haksız çıkılan maddi tazminat miktarının %10-%11-%12 si gibi diyebilirim –tabiki haklı çıkılan miktar için de sizin avukatınıza vekalet ücreti çıkıyor-. Avukatın gelir vergisini kimin ödeyeceği, vekalet ücretinin KDV’si avukatınızla aranızda dava sonunda sorun yaratabilir. Ancak avukatlar genelde baştan, kazanılan ücretin belirli % sini talep etmekteler ve bu durum hiç de hoş bir durum değil. Bu arada mahkeme isterse bu taban vekalet ücreti miktarını üç katına da çıkarabilir. Bu tamamen mahkeme takdirine bırakılmış ancak maddi-manevi tazminatlar duruşmasız görüldüğünden tabana yakın rakamlar çıkacağını düşünüyorum. Bir de şunu ekleyeyim bizim maddi-manevi tazminat davaları avukatlar için bir taşla iki kuş vurmaya benziyor: mevcut uygulamaya göre avukat davayı kaybeden idareden parayı talep edecek –eskiden talep etmesine bile gerek yoktu- idare 30 gün içerisinde ödemezse, ki ben bu kadar kısa sürede ödeyecek babayiğit idare tanımıyorum, bu kez avukat dosyayı icra takibine koyacak. Bu da demek oluyor ki icra takibi için de en az önceki miktar kadar avukatlık ücreti çıkacak. Yani avukatlar sizlerle yüzdeyle anlaşsa da anlaşmasa da bu işten çok para kazanacak…


Sözleşme imzalanmadan önce en ince ayrıntıların bile kararlaştırılmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Zira bu işlerde sadece iki kez dilekçe verilerek, duruşmasız davalara bakılarak büyük paralar kazanılıyor avukatlarca. İyi niyetli, kalender avukatllar olduğu gibi, kötü niyetli insanlar da var tabi ki. Bu konuda atasözleri sıralayabilirim ancak şunu söyleyeyim siz anlayın denize düşen… Avukatlardan icra yoluyla aldıkları parayı müvekkillerine teslim etmeyenlerin bile olduğunu duyunca çok şaşırmıştım. Hep iyi insanlarla karşılaşmayı dileyin, kötü doktor candan, kötü avukat maldan edermiş… Tabi ki avukatların birçoğunun kendisini yetiştirmiş, iyi insanlar olduğunu da vurgulamak isterim. Siz yine de her şeyi dava başlamadan çözmeye, anlaşmaya, yazılı hale getirmeye çalışın. Unutmayın sözleşme yapmazsanız avukatınız asgari vekalet ücreti tarifesi uyarınca çok daha avantajlı konuma gelebilir. En iyisi ise, avukat kullanmadan her şeyi kendiniz halledin. Avukat bir kardeşiniz, yakın akrabanız varsa bu durum lehinize bile olabilir. Kendi ücretini de size bırakabilir.


 4. En son önemli gelişme ise yeni yasalaşan, bir AİHM kararına uyum yasasıdır. Önceden bu tür davalar tam bir rus ruletiydi demiştim. Siz düşük bir rakam talep ettiğinizde maddi zararınız oldukça yüksek çıkarsa oturup ağlayabilirdiniz çünkü fazlaya ilişkin miktarı talep edemiyordunuz. Yüksek bir rakam istendiğindeyse dava kaybedilecek olursa ya yüksek harç miktarları ya da yüksek vekalet ücreti miktarları sizi bekleyen sürprizler oluyordu. Dolayısıyla ne kadar zararınız varsa o rakamı talep etmek en doğrusuydu ancak bu ne mümkündü. Bir tek bilirkişi vardı –em. Avukat SÜEL Babür- ve bu kişi size yardımcı olamazdı çünkü dosya onun önüne gidecekti. Dahası sizin maluliyet dereceniz, rütbeniz, uçuculuk vs. tazminatlarınız, yaşınız, emekliye sevk edildiğiniz kanunun özellikleri vb. birçok kriter bu hesaba etki ettiğinden hepsinin ilgili kurumlardan toplanması gerekiyordu. Bir de mahkeme size kusur verip zararda indirime gidecek mi sorusu işin içine girince hepten kaos oluşuyordu. Şimdi bu durum düzeldi.


AİHM başımızdan eksik olmasın diyelim. AİHM kişi nerden bilecek dava başında zararını dedi ve hükümet de bunu makul buldu. Şimdi bir defaya mahsus karar verilene kadar başta istenen maddi!!! Tazminat miktarını yükseltmek mümkün. Bunun en iyi zamanı da bilirkişi raporu netleştikten sonraki dönem denilebilir. Başlangıçta istenebilecek en iyi ücret ise davayı kaybettiğinizde ödeyebileceğiniz en az vekalet ücretini ortaya çıkaran para olmalıdır. Bu rakam vekalet ücret tarifesinde o yılın AYİM’de görülecek konusu para teşkil etmeyen davalara ilişkin vekalet ücreti tutarına tekamül eden ücrettir. Kısacası 2013 yılı için 11000 tl maddi tazminat talep edip daha sonradan bu rakamı bilirkişinin belirlediği rakama çıkarmak –size kusur bulunacağınızı düşünüyorsanız bu rakamı yaklaşık 1/3 azaltmak, intihar gibi olaylar neticesinde size ağır kusur bulunacağını düşünüyorsanız yaklaşık 2/3 ünü azaltmak- en doğru seçenek gibi görünmektedir.


Manevi tazminat miktarında ise durum biraz farklı. Zira manevi tazminat miktarına göre hesaplanacak vekalet ücreti davayı kaybederseniz talep edilen rakama göre fazla olacak, kazanırsanız sorun yok ancak kısmen kaybederseniz karşı taraf vekiline çıkacak ücret sizin vekilinize çıkacak ücretten fazla olamayacak. Ben çok büyük manevi tazminat beklentisi olmayan ve davayı kaybetme ihtimali olan kişilerin 2013 yılı için 22000 tl istemelerinden yanayım ancak davayı kazanması neredeyse kesin olan ve yüksek manevi tazminat beklentisi olanların daha yüksek rakamlar istemesinde hiçbir sakınca görmüyorum.


LÜTFEN: USULDE VE SÜRELERDE HATA YAPMAYINIZ, VARSA AVUKATINIZA YAPTIRMAYINIZ!!!


AYİM’de maddi ve manevi tazminat davası açabilmeniz için zararınızı öğrendikten sonraki bir yıl içerisinde ve her halükarda olay tarihinden itibaren beş yıl içerisinde ilgili bakanlığa dilekçeyle başvurmuş olmanız gerekmektedir.


Bir hukukçu olmadığımı, bu yazının bugünkü kanunlar baz alınarak hazırlandığını ve sizlere sadece tecrübelerimi aktardığımı, anlattıklarımın sizlere yardımcı olmasını umduğumu ve sizlerin –doğru olduklarını bildiğim halde- anlattıklarımı teyit etmeden uygulamaya koymanızı istemediğimi belirtmek isterim…


Daha sonra davanın ilk dilekçe aşamasından sonuna kadar yaşanan süreç ile usul ve süreler hakkında ve hatta maddi tazminatın hesap yöntemi hakkında detaylı bir yazı hazırlayacağım…Gazi Oktay YANIK

Yorumlar

Yorumlar