Afyon Şehitleri İle İlgili Meclis Konuşmaları | Gazi TV

Afyon Şehitleri İle İlgili Meclis Konuşmaları

Bu haber 25 Ekim 2013 - 20:11 'de eklendi ve 0 views kez görüntülendi.
Afyon Şehitleri İle İlgili Meclis Konuşmaları

Afyon Şehitleri ile ilgili olarak iktidar ve muhalefet parti milletvekillerinin Meclis konuşmaları aşağıda sunulmuştur.

 

 

CHP Afyon Milletvekili Ahmet TOPTAŞ


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afyonkarahisar’da bulunan 41’inci Mühimmat Bölük Komutanlığında Mete Saraç Kışlası’ndaki cephanelik patlamasıyla ilgili Meclis araştırması önergemiz üzerine görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi bu vesileyle saygılarımla selamlıyorum.

 

Sayın milletvekilleri, hepimizin bildiği üzere bundan bir yıl kadar önce 5 Eylül 2012 tarihinde saat 21.15 sıralarında Afyonkarahisar’da bulunan mühimmat deposunda büyük bir patlama olmuş, patlama sonucu 25 askerimiz de şehit düşmüştür. Şehit düşen askerlerimizden 15 şehit patlama olduğu deponun bulunduğu birliğe henüz 3 ila 7 gün arasında intikal etmiş kısa dönem askerlerdir. Patlama haberi duyulur duyulmaz bütün Türkiye büyük bir acı ve infial içinde olayı izlemiş, bugüne kadar da süreci takip edegelmiştir. Patlamada şehit düşen askerlerin aileleri de hiçbirimizin hayal bile edemeyeceğimiz acılar içinde süreci ibretle izlemeye devam etmektedirler çünkü olay başından beri ibretliklerle doludur.

 

Bakınız, değerli arkadaşlar, patlamanın olduğu gecenin sabahı 6 Eylül günü saat dokuz civarında yani patlamadan henüz 12 saat geçmiş ve patlamanın yangını sürüyor, patlama alanına girmek mümkün değil, böyle bir saatte Afyon Milletvekili, Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu aynen şunu söylüyor: “Olayın yerini ben gördüm, el bombalarının tasnifi yapılırken bir el bombası kaza sonucu patlamış, dışarıdan sabotaj falan söz konusu değil. Ben de kesinlikle kaza olduğuna kanaat getirdim.” şeklinde bir açıklama yapıyor, henüz olay yerinde yangınlar tüterken ve hiçbir kimsenin olay yerine yaklaştırılmadığı bir saatte.

 

Yine, Sayın Başbakan bundan bir gün sonra 7 Eylül günü sabahleyin bir televizyon kanalına verdiği bir mülakatta “Önceki gün Afyonkarahisar’da Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir mühimmat deposunda kaza neticesinde…” diyerek olayın bir kaza olduğuna hükmetmiş. Yani henüz şehitlerimizin kimlikleri belli değil, henüz patlama alanına girmek mümkün değil, hiç kimsenin girmesi, hiç kimsenin yaklaştırılması mümkün değil ama Başbakanımız ve Bakanımız bu olaya bir kaza kararı vermişler.

 

Değerli arkadaşlar, Bakan ve Başbakanın aksine konunun uzmanları da bu konunun sabotaj olma ihtimalinin kaza olma ihtimalinden daha yüksek olduğunu belirtmişler, mutlaka sabotaj olma ihtimalinin araştırılması gerektiğini telkin ve tavsiye etmişlerdir. Bu cümleden olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu uzmanların kendisine verdiği bilgiler ışığında bu konunun büyük bir ihtimalle sabotaj olduğu, sabotaj konusunun araştırılmasını istemiştir. Biz de, olay zamanı, Afyon’da bulunan hemşehrilerimizden edindiğimiz bilgilere göre olayın sabotaj ve bir terör eylemi olabileceği ihtimalini gündeme getirmişiz, defalarca basın toplantılarıyla Meclis konuşmalarımızda bunu anlatmaya çalışmışız.

 

Sayın Başbakan ve bakan olaya kaza hükmü verdikten sonra olayı soruşturması ve sabotaj olup olmadığını araştırması gereken Antalya Cumhuriyet Savcılığı harekete geçebilir mi? Çünkü görevli ve yetkili, özel yetkili savcı, Antalya özel yetkili savcısı harekete geçmemiştir.

 

Bakın, değerli arkadaşlar, 25 tane şehit vermişiz, büyük bir patlama meydana gelmiş, Türkiye infial hâlinde, sabotaj ihtimalini herkes söylüyor ama Antalya özel yetkili savcısı bir müzekkereyle Afyon Cumhuriyet Savcılığına “Orada ne oluyor?” diye sorma gereği bile duymamıştır çünkü Sayın Başbakan “kaza” demiştir bu olaya. Değerli arkadaşlar, Başbakanın “kaza” demesi kafi gelmiştir iddia ediyorum.

 

Bir sahte hahamın ihbarıyla bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, komuta kademesi, aydınlar içeriye tıkılmış, bir sahte hahamın ihbarıyla, ama ana muhalefet partisi liderinin “sabotaj” iddiası hiç duymazlıktan gelinmiştir çünkü duyulmaması gerekiyordu, altından çapanoğulları çıkabilirdi. Afyonlu insanların konuştuğu gibi, burada bir cephanelik tanzimi değil, buradan Suriye’ye bir cephanelik nakli şüphesi herkesin kafasındaydı. Soruşturulursa altından bunlar çıkabilirdi.

 

Değerli arkadaşlar, sonra ne olmuş? Soruşturma kaza üzerine devam etmiş, askerî savcılık kaza üzerine bir iddianame tanzim etmiş, kaza üzerine tanzim edilen iddianameyle de yargılamaya geçilmiş, şimdi askerî mahkeme kaza yargılaması yapıyor. Umarım yanılırım, ama sonuçta mahkemenin vereceği karar da bir kazayla kapatılacak hâldedir. Ama kaza ile kapatılamaz, “Kaza.” denilerek kapatılamaz, kapatılmamalıdır, kapattırmamalıyız.

 

Değerli arkadaşlar, olay araştırılmamıştır, ciddi soruşturulmamıştır. Bakın, olay yerinde şüpheli bir şahıs Afyonlular tarafından kovalanmıştır. Şüpheli şahsı kovalayanlar valiliğe müracaat etmiştir. Valilikten sordum, “Şüpheli şahsı ihbar eden ve bu konuda bilgi veren şahısların ifadeleri ne oldu?” diye. Bana bugün döndüler, edindiği bilgi şu Sayın Valinin, bana aktardığı bilgi: O şahıs patlamanın etkisiyle tel örgünün dışına fırlamış, yaralanmış, onu hastaneye getirmişler. Böyle bir şahıs hastaneye gelmemiş. Araştırılmış olsaydı, bu şahsın şüpheli şahıslardan birisi olduğu ortaya çıkacaktı. Şekli sorulmamış, şemali sorulmamış, eşgali tarif edilmemiş, kamera kayıtları incelenmemiş ve bu şahıs kapatılmış. Bu şahıs kapatılmış ama dosyada kapatılamayan başka deliller var.

 

Değerli arkadaşlar, MİT’in gönderdiği bilgi notu var, diyor ki: “Afyon’da askerlik yapan, bu mühimmat deposunda askerlik yapan 2 şahsın birisinin DHKP-C Hatay yapılanması içerisinde olduğunu söylüyor; birisinin de, yine askerlerden birisinin de Mardin Dargeçit ilçesinde milisler arasında bulunduğu bilgi notu geliyor. Bu şahıslarla ilgili hiçbir araştırma yapılmamıştır.

 

Yine, Jandarma Genel Komutanlığının dosyaya yansıyan bir belgesine göre İstanbul parsellerde ikamet ettiği değerlendirilen 1’i kadın 3 terör örgütü mensubunun öncelikle İzmir ilinde, başaramadıkları takdirde Afyonkarahisar ilinde bombalama eylemi yapacakları olaydan bir ay önce bilgi notu olarak gelmiştir. Bu deliller nasıl açıklanacaktır? Olayı kaza ile kapatacaklara soruyorum.

 

Adli Tıp Kurumunun raporu vardır. Adli Tıp Kurumu doku örnekleri üzerinde yapılan incelemede “PETN” yani plastik patlayıcı kimyasalı tespit etmiştir. Depoda plastik patlayıcı kimyasalını açıklamak mümkün değildir. “HMX” kimyasalı yani depoda derin çukur açmaya müsait bir patlayıcı tespit ettiğini söylemiştir. Bunu bu dosyanın içerisinden nasıl çıkaracaksınız? İnsanlara kaza olduğunu nasıl anlatacaksınız?

 

Değerli arkadaşlar, bu araştırma önergesine destek vermenizi istiyorum.

 

Başka bir şey söylemek istiyorum. Duruşmaları izledim, soruşturmayı izledim, mahkemelere gittim. Ne dediler biliyor musunuz şehit aileleri? Şehit annesi: “Oğluma kına yakıp askere gönderdim, bir avuç kül teslim ettiler.” Şehit babası: “Oğluma yemek yedirdim, yanımda gezdiremedim, birliğine, arkadaşlarının yanına çalışmaya gitmek için dönmek istedi, bir daha göremedim.” Bir şehit eşi “Ben öksüz büyüdüm, çocuklarım öksüz büyüyecek. Bana ne olduğunu birisi anlatsın.” dedi. Bir şehit anası “Mısır’daki Esma’ya, Muhammed’e ağlayan Sayın Başbakan bana lütfedip bir telefon bile açmadı.” dedi. “Demek ki bizim çocuklarımız Müslüman Kardeşlerden çok daha değersizmiş bu ülke için. Nasıl ‘Vatan sağ olsun.’ dememi bekliyor benden?” dedi. Değerli arkadaşlar, şehitlerin kanları yerde kalıyor. “İki elim yakanızda.” diyor, “Araştırın, gerçeği bulun; kazaysa kaza, sabotajsa sabotaj. Bana gerçeği açıklayın.” diyor.

 

Bir gariplik daha söyleyeceğim size değerli arkadaşlar. Bu şehit annesi ve babası başvurmuş, “Şehitlik Kanunu çıktı, çocuklarım önce doğal afet kaybıydı, şimdi şehit oldular; seyahat kartı verin.” diye. Yasa 2 Ağustosta onaylanmış. İki ay sonra verdikleri cevapta “Henüz yönetmelik çıkmadığı için seyahat kartı veremiyoruz size.” denilmiş. Yani bir şehit ailesine iki ayda yönetmelik hazırlayamayacaksınız, seyahat kartı veremeyeceksiniz ama dünyayı yönetmeye devam edeceksiniz.

 

Hepimiz vebal altındayız değerli arkadaşlar. Şehitlerin kanı yerde kalacak. Bu araştırma önergesine destek verin, lütfen araştıralım, kazaysa kaza, sabotajsa sabotaj; ortaya çıksın gerçek.

 

Teşekkür ediyorum. 

 



 

 

MHP Afyon Milletvekili Kemalettin YILMAZ 


 Afyon ili Mühimmat Depo Komutanlığı Şehit Mete Saraç Kışlasında 5 Eylül 2012 tarihinde yaşanan patlamayla ilgili olarak verilen Meclis araştırması istemi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Değerli milletvekilleri, 5 Eylül 2012 tarihinde saat 21.15 sıralarında Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığına bağlı Mühimmat Depo Komutanlığı Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlasında, şehrin birçok ilçe ve beldesinden bile duyulabilen büyük çapta, büyük bir patlama meydana gelmiş ve bunun neticesinde 25 askerimiz maalesef şehit olmuştu, 4 askerimiz ve birçok sivil vatandaşımız ise yaralanmıştı.

 

Patlamanın yaşandığı kışla, şehir merkezinde, yerleşim yerlerine oldukça yakın bir bölgede bulunmaktadır. Bu patlamanın sonrasında hem askerî yetkililerin hem de Hükûmetin yaptığı açıklamalar bütün kamuoyunda ciddi şüpheler ortaya çıkarmıştır. Patlamanın kesin nedeninin ne olduğu konusunda kamuoyunu ve acılı şehit ailelerini tatmin edecek bir bilgi hâlâ verilememiştir.

 

Patlamanın yaşandığı saat ve patlayan mühimmatın türü hakkında ciddi spekülasyonlar ortaya atılmıştır. Hükûmet yetkilileri tarafından “kaza” olarak yapılan açıklamalar, askerî yetkililer tarafından “nedeni bilinmeyen bir patlama” olarak yapılan açıklamalar kamuoyunu aydınlatmaktan ve ikna etmekten uzak kalmıştır.

 

Yaşanan patlamanın ardından açılan davaların işleyişi ve şehitlerimizin ailelerinin avukatları tarafından tespit ettirilen ve Adli Tıp Kurumunun son günlerde ortaya çıkan raporları akıllarda yeni sorular yaratmıştır. O denli büyük bir patlamadan sonra bulunabilen doku parçalarının incelenmelerinin sonucunda, patlamanın gerçekleştiği depoda o depoda bulunduğu iddia edilen el bombalarında katiyen bulunmaması gereken plastik patlayıcı kimyasalı ve çukur imha kimyasalı bulunmuştur.

 

Adli Tıp Kurumuna gönderilen dokular arasında eşleştirilemeyen dokuların bulunup bulunmadığı hâlâ araştırılmamıştır.

 

Kimya İhtisas Dairesinin raporunun tamamı kamuoyuyla hâlâ paylaşılmamıştır. Kimya İhtisas Dairesinin tespit ettiği bu patlayıcıların kendi başına veya dış fiziksel etki olmadan patlama olmasının mümkün olmadığı söylenmektedir. Bu yönde bir inceleme de henüz yapılmamıştır. Mühimmat depolarında uyulması gereken standartların birçoğu maalesef gözardı edilmiş, âdeta patlamaya zemin hazırlanmıştır.

 

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyetinin önemli cephane depolarından olan Şehit Mehmet Saraç Kışlasında nizamiye ve gözetleme kulelerinde sahte vazcay kameralarının kullanıldığı bilirkişi raporlarında ve tanık ifadelerinde de açıkça belirtilmiştir. Milyarlarca lira bütçe ayrılan Türk ordusunun, yirmi tane kamera olan bir sistemi kurmaya gücü mü yetmemiştir?

 

Değerli milletvekilleri, askerî mahkemenin dava görülürken davadan çekilmesi, iddianamelerde ve savunmalarda kamuoyuna yansıyan olay yeri görüntülerindeki ifade ve anlatımlarda çok ciddi çelişkilerin olması bütün toplumu derinden yaralamakta, bu bilgi kirliliği ise şehitlerimizin ailelerinin haklı tepkilerine sebep olmakta, hatta zaman zaman isyanlarına neden olmaktadır. Bunun yanında, patlamanın yaşandığı seçim bölgem Afyon’da olayın birinci yılında okutulan mevlidi şerif ve anma programında, patlamanın ardından gazete manşetlerine Genelkurmay Başkanına verdiği halı ve kilimle manşet olan ve olayın magazinleşmesine sebebiyet  veren, devletin temsilcisi olan valinin dahi bulunmaması şehit ailelerinin tepkilerinin artmasına neden olmuştur. Bir yıl önce olayın çözümünden acıların hafifletilmesine kadar pek çok vaatte bulunan devletin yetkililerini ve valisini karşılarında görmek, sorularını sormak, endişelerini, şikâyetlerini anlatacakları devlet yetkililerini yanlarında görmek tabii ki şehit yakınlarımızın en tabii haklarıydı.

 

Sayın milletvekilleri, malumunuzdur ki doğal afet kaybı olarak kamuoyuna onur kırıcı ve üzücü olarak lanse edilen şehadet mertebesini dahi hafife alan Hükûmet, muhalefet olarak yaptığımız yoğun baskı ve kamuoyundan yükselen tepkiler karşısında geri adım atarak şehitlerimizin hak etmiş oldukları hakları iade etmek zorunda kalmıştır. Kaçakçılık yapan, suç işleyenlere dahi haddinden fazla değer veren bu Hükûmet, nedenini dahi belirleyemediği, bir yıl geçmesine rağmen verdikleri sözleri unutan bu Hükûmet, söz vermiş olmasına rağmen 25 şehidimizin anısını yaşatacak bir anıtın dahi yapılmasını sağlayamamıştır. Şehitlik makamını çok gördükleri gibi, bir anıtı bile yapamamışlardır.

 

Biz Afyonlular olarak, şehrimizde şahadet şerbetini içen evlatlarımızı bağrımıza basıyor, ailelerin acılarını paylaşıyoruz. Ve bir an önce, olayın her yönüyle, şeffaf olarak açıklığa kavuşturulmasını, sorumluların bulunmasını, suçluların cezalandırılmasını, ayrıca patlamanın yaşandığı alanda şehitlerimizin manevi hatıralarının yaşatılması için bir anıtın yapılmasını istiyoruz.

 

Değerli milletvekilleri, patlamanın sebebi mutlaka araştırılıp bulunmalıdır. Konuyla ilgili olarak, 2 Ekim 2013 tarihinde, yine bu kürsüden, gündem dışı bir konuşma yaparak konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisine taşımış idim. Bu konuya yüce Meclisin sahip çıkarak araştırma komisyonu kurulması büyük önem arz etmektedir.

 

Bu duygu ve düşünceler içerisinde yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 

 



 

 

Ak Parti Niğde Milletvekili Alpaslan KAVAKLIOĞLU


Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, Afyonkarahisar’da bulunan mühimmat deposunda meydana gelen patlamayla ilgili, sabotaj ve terör saldırıları olasılıklarının ortaya çıkartılması amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca, meclis araştırması teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Hatırlanacağı üzere, Afyonkarahisar Ataköy’deki 500. İstihkam Ana Depo Komutanlığı Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’ndaki mühimmat deposunda 5 Eylül 2012 tarihinde meydana gelen patlamada 25 asker şehit olmuş, 8’i asker 11 kişi yaralanmıştır. Öncelikle, meydana gelen kaza neticesinde ebediyete uğurladığımız şehitlerimize, elim olayın yıl dönümünü geride bıraktığımız bugünlerde, Yüce Allah’tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun.

 

Değerli milletvekilleri, patlama sonrası, olayla ilgili mercilere ciddi biçimde yaklaşım sergilenmiştir. Hükûmetimiz ve Genelkurmay Başkanlığımız ilk günden beri hassasiyetle olayın neden ve sonuçları üzerinde durmuştur. Patlama askerî yasak bölgede vuku bulmuştur. Ayrıca, aylarca süren bomba arama ve tarama çalışmaları sonrasında askerî savcılığın tamamladığı soruşturma dosyası 18 Haziran 2013 tarihinde Eskişehir 1. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesine gönderilmişti. Hâlen bu mahkemede görülmeye devam eden davada en son 8 Ekim 2013 tarihinde duruşma olmuştur, bir sonraki duruşma ise 3 Aralık 2013 tarihinde olacaktır. Yargı süreci devam eden olayla ilgili değerlendirme ve iddialarda bulunmak için adli soruşturma sonuçlarının beklenmesinin sağduyulu bir davranış olacağını düşünüyorum.

 

Değerli milletvekilleri, milletimizi ve Türk Silahlı Kuvvetlerini büyük acıya boğan elim olayla ilgili olarak 7 Eylül 2012 tarihinde Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanının yerinde yaptığı incelemeler neticesinde kamuoyuna aydınlatıcı bilgiler sunulmuştu. Genelkurmay Başkanlığımızdan yapılan açıklamayı hatırlamamızın ve olayı değerlendirirken dikkate almamızın faydalı olacağını düşünüyorum. Susurluk Mühimmat Depo Komutanlığının lağvedilmesi üzerine 284.550 adet el bombası Afyon’da konuşlu mühimmat depo komutanlığına nakledilmiş ve mühimmat geçici olarak depolanmıştır. Mühimmatın sayımı, tasnifi ve yeniden depoya yerleştirilmesi işlemine bölük komutanı nezaretinde 4 Eylül 2012 tarihinde başlanmıştır. Bu faaliyet 5 Eylül 2012 tarihinde de devam ederek aynı gün saat 21.15 sıralarında depoda peş peşe 2 patlama vuku bulmuştur. Sayın üyeler, görgü tanıklarının ifadelerine göre, patlamanın depo içinde olduğu, o esnada depoda 2 astsubay, 2 uzman erbaş ve 3-4 uzun dönem askerimizin bulunduğu, istifleme işleminin yetkili ve uzman olan bu personel tarafından yapıldığı, diğer askerlerin ise depo içinde olmayıp deponun önünde ve dışında oldukları anlaşılmıştır. Görevin başlangıcında, erbaş ve erlere Şehit Sürveyan Astsubay Bakım Kıdemli Başçavuş Bedri Naim tarafından gerekli ikaz ve hatırlatmaların yapıldığı öğrenilmiştir. Hava karardıktan sonra dışarıda kalan az sayıda mühimmatı da emniyete alalım ve faaliyetleri bitirelim düşüncesiyle çalışmanın sürdürüldüğü, ancak patlamanın nasıl meydana geldiği hakkında bilgilerin olmadığı öğrenilmiştir.

 

     Şunu da eklemek gerekir ki, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 2010 basımlı Mühimmatın Depolanması ve Emniyet Standartları Teknik Talimatnamesi’nde “Hafif silah mühimmatı, el bombası dâhil açıkta depolanamaz.” hükmü yer almaktadır.

 

     Değerli milletvekilleri, bazı görsel medyada şehit olan askerlerimizin yeni asker olduğu kamuoyuna açıklanmıştı, ancak Genelkurmay Başkanlığımızın ilk incelemesinde bunun gerçekle bir ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Asker şehitlerimizin 15’i kısa dönem askerdi. Kısa dönem askerler, üç haftalık temel askerlik eğitimi aldıktan ve askerlik yemini yaptıktan sonra birliklerine dağıtımları yapılmaktadır. Şehit olan bu kısa dönem 15 şehit askerimiz bir aylık askerlerdi. Bunlar mühimmatın tasnif ve istiflemesiyle değil, mühimmatın sandıktan depo içine girmeden depo dışına taşınmasıyla görevlendirilmişlerdir. Depo içinde tasnif ve istiflemeyi ise 2 astsubay, 2 uzman çavuş, 3-4 uzun dönem asker birlikte yapmaktaydı. “Uzun dönem askerlik” olarak isimlendirilen ve on beş ay olarak vatani vazifesini yaparken şehit olan 6 askerimizden 2’si on iki aylık, 1’i dokuz aylık, 2’si on altı aylık ve 1’isi üç aylık askerdi.

 

     Değerli milletvekilleri, bu olayın üzerinden geçen bir yılda gerek Hükümetimiz gerekse Genelkurmay Başkanlığımız duyarlı bir yaklaşım sergilemiş ve sergilemeye devam etmektedir. Olayda kaybettiğimiz şehitlerimizin ailelerinin acılarını paylaşıyoruz.

 

     Geride bıraktığımız yasama döneminde yasalaşan torba kanundaki düzenlemeyle Afyonkarahisar’da patlamada zarar gören siviller de şehit veya terör mağduru gibi Tazminat  Kanunu kapsamına alınmış, aynı kanunda Afyonkarahisar’da hayatını kaybeden 25 askerimiz de vazife malulü statüsüne alınmıştı, yakınlarından 2’sine iş imkânı sağlanmıştı.

 

Sayın Başkan, değerli üyeler; hatırlarsak, Eskişehir’deki 1’inci Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinde 18 Haziran 2012’de görülen ilk duruşmasında bilirkişinin patlamanın kaza olduğuna ilişkin raporu açıklanmıştı.

 

Mahkeme süreci  devam eden olayla ilgili sabotaj veya terör örgütü bağlantısı olduğu şeklinde iddialarda bulunmak doğru olmayacaktır. Bu yönde iddialara delil olabilecek bilgi ve belgelerin davanın sürdüğü mahkemeye sunulması gerekmektedir. Şu anda askerî mahkemede devam eden bir dava vardır. Bu davada,  delillerin değerlendirilmesi ve sonradan ortaya çıkan delil olduğu taktirde, mahkeme soruşturmasının genişletilmesine karar verebilecektir, sabotaj ve terör saldırısı ihtimali de dava konusu olabilecektir.  Mahkemesi devam eden bir hususta Meclis araştırmasını açmak uygun olmayacaktır.

 

Cumhuriyet Halk Partisinin Afyonkarahisar’da bulunan mühimmat deposunda meydana gelen patlamayla ilgili sabotaj ve terör saldırısı olasılıklarının ortaya çıkarılması amacıyla verdiği Meclis araştırması teklifine katılmadığımı belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.





 

CHP Trabzon Milletvekili Volkan CANALİOĞLU


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iyi akşamlar diliyorum. Öncelikle, burada söyleyeceğime söz verdiğim bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugünkü çalışmalarımız içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi Afyonkarahisar Milletvekilimiz Sayın Ahmet Toptaş Afyonkarahisar’daki patlamada şehit olan 25 evladımızın durumlarının araştırılmasını, ihmal mi suikast mı noktasında araştırma noktasına gelinmesini ve bir Meclis araştırma heyeti kurulmasını teklif etmişti. Buradaki görüşmelerden sonra bu teklif kabul edildi ama ben şunu söylemek istiyorum: 8 Ekim 2013 tarihinde Eskişehir’deki mahkemeye katılmıştım ve oradaki şehit annelerinin, şehit babalarının durumları gerçekten yürekler acısı ve insanın içini sızlatan bir acıydı ve orada Kırıkkale’den Kıdemli Çavuş Murat Düger’in eşi yapmış olduğu konuşmada: “Ben babamı 3 yaşında kaybettim. Şu anda yaşım 26 -ya da 27 hafızam beni yanıltmıyorsa- ve ben de eşsiz. Çocuklarımı babasız mı büyüteyim? Siz insan değil misiniz? Biz insan değil miyiz? Yapılan bu muamele bize reva mıdır? Lütfen bu işi açık ve net bir şekilde ortaya koyun.” diye ağlaması gerçekten yürekler acısıdır.

 

Değerli milletvekilleri, evet, onlar insan, biz de insanız. Onların kaybettiği çocuklarımız da bizim birer evlatlarımız, insanlarımız. O nedenle burada isterdik ve beklerdik ki bu konuyu araştırmak üzere bir komisyon kurulsun ve en azından şehit ailelerinin, şehit yakınlarının da o yürek acısı bir yerde dinsin ve sonucu onlar da açık ve net şekilde öğrensinler. Ama ne yazık ki burada böyle bir karar alamadık.

 

Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; bu noktadan baktığımız zaman henüz şehit oldukları yerde bile bir anıt yapamadık, 5 Eylül 2012’den bu yana şehitlerimiz için orada bir anıt yapamadık. Onlara patlamanın olduğu bu yerde bu şehitliği yapmak, bu anıtı yapmak bu kadar mı zor? Bizler bir gecede donanmayı Haliç’e indiren ecdadımızın torunları olarak bir gecede orada anıt dikecekken niye bir sene bekledik ve o insanların yüreklerinin en azından ferahlamasına yardımcı olmadık? Umuyoruz ki burada yapılan konuşmalardan sonra mesaj alınmıştır ve süratle davranıp hareket ederek şehit ailelerimizin beklediği cevapları iktidar olarak verirsiniz.

Yorumlar

Yorumlar